Dün Şanlıurfa’da, bugün Kahramanmaraş’ta…
Henüz hayatlarının baharında olan çocuklarımızın bulunduğu okullardan yükselen silah sesleri, sadece şehirleri değil, tüm ülkeyi derinden sarstı. Oysa okullar; kalemin, defterin, umudun ve hayallerin mekânıydı. Şimdi ise korkunun, endişenin ve tarifsiz acıların adresi haline gelmeye başladı.
Bu yaşananlar birer “haber” değildir.
Bu yaşananlar, toplum olarak aynaya bakmamız gereken acı gerçeklerdir.
Bir çocuk nasıl olur da bir okula silahla girebilir?
Bir öğrenci nasıl olur da arkadaşlarına, öğretmenine zarar verecek noktaya gelir?
Bu soruların cevabı sadece güvenlik önlemlerinde değil; evde, sokakta, sosyal medyada, eğitim sisteminde ve en önemlisi insan ilişkilerinde saklıdır.
Sevgili öğrenciler…
Hayat, bir öfke anına sığdırılacak kadar değersiz değildir. Yaşadığınız her sorun, konuşularak çözülebilir. İçinizde biriken öfke, sizi siz olmaktan çıkarır. Unutmayın; güçlü olan, öfkesine yenilmeyen insandır. Birbirinize zarar vererek değil, birbirinizi anlayarak büyüyeceksiniz.
Kıymetli öğretmenler…
Sizler sadece ders anlatan değil, aynı zamanda bir hayatı şekillendiren en önemli rehberlersiniz. Bir öğrencinin gözündeki değişimi fark etmek, bazen bir hayat kurtarmaktır. Belki bir selam, bir dokunuş, bir “nasılsın?” sorusu… Bir çocuğun karanlıktan çıkmasına vesile olabilir.
Değerli veliler…
Çocuklarımızın sadece karnesini değil, kalbini de kontrol etmek zorundayız. Onların sessizliğini, öfkesini, içine kapanmasını görmezden gelemeyiz. Sevgiyle büyüyen bir çocuk, ne kendine ne de başkasına zarar verir. Unutmayalım; çocuklar söylediklerimizden çok, yaşattıklarımızla büyür.
Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor:
Eğitim sadece bilgi vermek değildir. Eğitim; insan yetiştirmektir. Merhameti, sabrı, empatiyi ve sevgiyi öğretmeden kurulan hiçbir sistem sağlam kalmaz.
Artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz?
Ve daha önemlisi, onları bu dünyaya ne kadar hazırlıyoruz?
Okulların yeniden güvenin, huzurun ve umudun yuvası olması için hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Çünkü kaybettiğimiz her çocuk, aslında geleceğimizden kopan bir parçadır.
Daha fazla geç olmadan…
Birbirimizi anlamaya, dinlemeye ve iyileştirmeye başlayalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: