Kur’an açık olan bir kitaptır. Anlaşılmayan, kapalı bir kitap değildir. Bu ayet, Kur’an anlaşılmaz diyen insanların ileri sürdükleri tüm delilleri çürütmekte ve ortadan kaldırmaktadır. Ne derseniz deyin, hangi bahaneyi ileri sürerseniz sürün doğru bir neticeye ulaşamayacağınız ortadadır. Evet, anlamak isteyenler için yemin olsun ki bu kitap açıktır, nettir ve berraktır. Gizli, kapalı ve müphem olan herhangi bir yeri de yoktur.
İnsanların ileri sürdüğü tüm argümanları yok eden, etkisiz kılan bir hitap şeklidir bu. Karışık ve dolambaçlı bir anlatıma sahip değildir. Baştan sona kadar sarih bir dil kullanılmıştır. Dağdaki çobanın, ünuiversitedeki profesörün, iş yerindeki esnafın, okuldaki öğrencinin, ameliyathanedeki doktorun, kokpitteki pilotun anayabileceği kadar sarih ve berrak bir kitaptan bahsediyoruz. Başka kitaplara benzemez.
İnsanların kaleme aldıkları kitapların belli bir hedef kitlesi vardır. Her kitabın kullandığı dil ve anlattığı konu hedef kitleye göre değişim gösterir. Ancak Kur’an-ı Kerim böyle değildir. Kur’an; zamanlar, mekânlar, devletler ve kültürler üstü bir kitaptır. Hatta Yüce Allah’ın bu kitabın anlaşılır olduğuna yemin ederek vurgulamış olması; anlamak ve kavramak isteyenler için çok kolay olduğunu ortaya koymaktadır. Aksini iddia eden varsa buyursun bir adım ileri çıksın. Yüce Allah bu durumu; “Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” (Bakara/2) şeklinde vurgulamıştı.
Haliyle bu kitap; iman etmeyen, anlamak istemeyen, söylemlerine kulak vermeyen, emirlerine ve yasaklarına göre bir yaşam düzenlemeyen insanlara göre kolay ve anlaşılır bir kitap olmayacaktır. Zaten onlara da hitap etmiyor. Böylesi kişiler Kur’an’ı anlayamazlar, kavrayamazlar.
Bu kitabın en önemli özelliği; Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına göre bir yaşam düzenlemek ve sürdürmek isteyen (müttaki)lere yol gösteren bir kitap olmasıdır. O yüzden (muttaki)ler için çok kolay bir kitap olduğunu söyleyebiliriz. Bu olaya mana-i muhalifi ile baktığımız vakit “anlayamıyorum, kavrayamıyorum” diyen insanların muttaki olmadıklarını söylememizde de bir yanlışlık, bir hata, bir kusur olmayacaktır.
Yine bu kitap açık, net ve berrak bir hitaba (anlatıma) sahiptir. Çünkü bu kitabın berrak, kolay ve net olduğuna yemin eden Yüce Allah’tır. Hatta Kamer Süresi’nde dört sefer bu konu aynı kelimelerle şöyle dile getirmektedir; “Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (Kamer/17-22-32-40)
Okumak ve anlamak istemeyen ya da bir başka ifadeyle, takvadan uzak bir yaşam tasarlayan insanlar için bu kitabın kolay ve anlaşılır olduğunu söylememiz mümkün olmayacaktır. Hatta zor ve anlaşılmaz olduğunu da söyleyebiliriz. Kişi, takvadan uzak bir yaşam sürdürüyorsa ya bu kitabı anlamak istemiyordur ya anlamaya yanaşmıyordur ya da kalbi kilitlidir. Ayetler ışığında başka bir neden söylememiz de mümkün değildir. Yüce Allah; “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed/24) buyuruyor. Kalplerinde kilitli veya kalpleri katılaşmış olan insanların bunu anlamalarını beklemek abesle iştigal olacaktır; “Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı, artık onlar taş gibi, hatta ondan da katı! Çünkü öyle taş var ki içinden ırmaklar fışkırır. Öylesi var ki çatlar da bağrından su kaynar. Ve öylesi var ki Allah'a olan tazimi sebebiyle yukarıdan düşüp parçalanır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara/74)
Kalpleri katılaşmış hatta taşlaşmış olanlar ne yaparlarsa yapsınlar, yapacakları her şey beyhude olacaktır. İnsan evvela okumak ve anlamak istemeli yani iman etmeli ve takvayı kuşanmaya çalışmalıdır. Hatta Kur’an’ı anlama ve yaşama yönünde ortaya koyduğu iradesini ilahi emirler ile güçlendirmelidir.
Yüce Allah insanı bu dünyaya gönderecek, akıl ve fikir verecek, bin beş yüz yıl önce bir elçi görevlendirecek ve kitabını da anlaşılmayan, müphem, tezatlarla dopdolu, karman çorman bir vaziyette ortaya koyacak. Sonra da anlaşılmayan, yaşamdan uzak, müphem, kapalı ve ne dediği belli olmayan bu kitaptan da hesaba çekecek. Olacak şey mi bu? Halbuki Yüce Allah; “…Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir.” (Enfâl/51) şeklinde açıklamaktaydı bu durumu. Madem Yüce Allah zulmedici değil, madem insanların hesabını bu kitaptan yapacak; “Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf/44) O yüzden bu kitap kolay, anlaşılır ve yaşanabilir bir kitap olmalıdır.
Eğer bu kitap anlaşılmayacak bir durumda olsaydı hesabı da olmayacaktı. Anlaşıldığına, anlaşılması mümkün olduğuna hatta anlaşılması gerektiğine göre hesabın olması makul bir durum olacaktır. Madem hesap bu kitaptan olacak, o halde bu kitabın anlaşılabilir olduğunu da kabul etmemiz gerekmektedir.
Anlayamıyorsak veya kavrayamıyorsak sorun kitapta değil, bizdedir. Ya okumuyoruz ya anlamak istemiyoruz ya takvayı bir kenara itmişiz ya da kalbimizde bir hastalık, bir illet, bir nifak vardır. Bu nedenlerden biri ya da birçoğu bu kitabı kapalı ve anlaşılmaz bir konuma sürüklemiş olabilir.
Bu kitap, filozofların yazdıkları kitaplar gibi karmaşık ve içinden çıkılmaz bir yapıda değildir. Hangi sureyi açarsanız açın, hangi ayeti okursanız okuyun, hangi konuyu dile getirirseniz getirin; hangi zamanda yaşıyor, hangi dili konuşuyor olursanız olun sonuç değişmeyecektir. Hangi diplomaya, hangi kültüre, hangi renge ve cinsiyete sahip olursanız olun eğer kulaklarınız kapalı, gözleriniz perdeli ve kalbiniz kilitli ve mühürlü değilse, takvaya da sırt dönmüş değilseniz sizi mühattap kabul edecek ve mutlaka kulaklarınıza bir şeyler fısıldayacaktır. Anlamaya çalışacağınız her bir ayet ya yaptıklarınızın yanlışlığını ortaya koyacak ya yapmadıklarınıza vurgu yapacaktır. Direkt size hitap etmiyor yani isminizi, cisminizi veya dilinizi dile getirmiyor olsa da eşinize, işinize, aşınıza, yaşınıza mutlaka bir vurgu yapacaktır. Belki de daha önce yaşamış insanlar üzerinden bir mesaj veriyordur size. Tabi, anlamak ve kavramak istiyorsanız durum bundan başka bir şey değildir. Alıcılarınızı kapatırsanız, kulaklarınızı tıkarsanız, gözlerinize perde çekerseniz üzerinize alacak, kendiniz ile ilişkilendirecek hiçbir emir ve yasak olmayacaktır. Hatta anlaşılmaz ve kapalı bir kitaba da dönüşebilecektir.
Ancak unutmayınız ki kalbinde hastalık olan insanlar bu durumu anlayamazlar ve kavrayamazlar; “Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.” (Bakara/10)
Rabbim, Kur’an’ı anlamak ve kavramak için kalplerimizde var olan tüm hastalıkları izale etsin!
Yorumlar
Kalan Karakter: