Evvela şunu vurgulamak istiyorum. Uhrevi ve dünyevi tüm meselelerimize Müslümanca bakmak zorundayız. İslam’ın bak dediği yerde durmamız, yürü dediği sokaklarda yürümemiz bir zorunluluktur. Olayları sahip olduğumuz dinimize göre tahlil etmeyi bilmiş olsaydık, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Yanlışlığını veya doğruluğunu bu minvalde göre ortaya koymamız dini bir zorunluluktur.
Ancak hiç şaşmadığımız; ABD, Avrupa ve özellikle de İsrail ile ilgili iş ve işlemlere tam anlamıyla birer Avrupalı (İngiliz) gözüyle bakmayı sürdürüyor olmamız en büyük handikapımızdır. Önümüze sürülen olaylara İngiliz aklıyla bir değerlendirme yapmak medeniyet olarak lanse edildi bize. Haliyle ulaştığımız sonuçlar da hep yanlış çıkıyor, elde ettiğimiz bulguların tamamı bizi yansıtmıyor. Hem biz; bize benzemiyoruz hem bize ait argümanları kullanmıyoruz hem de İslam’ın bak dediği yerde duramıyoruz.
Uhrevi ve dünyevi tüm sorunlarımızın temelinde iman gibi son derece önemli ve manidar bir meselenin yattığını söylersem kimseler kızmasın bana, ne alakası var diyerek de yırtınmasın. Şayet bizler iman konusunu Yüce Allah’ın istediği gibi yüreğimize yerleştirebilseydik, imanın gereklerini olması gereken vechiyle sürdürebilseydik yeryüzünde var olan sorunların ekseriyeti ortadan kalkacaktı. Fitne kalkıncaya kadar savaşması gereken bizler, fitneye adapte oluncaya hatta savununcaya kadar bağlandık Siyonist Yahudilere ve dinsiz İngilizlere. Eksen kayması bizi değiştirmekle ve dönüştürmekle kalmadı olmadık yerlere savrulduk. Kur’an’dan uzaklaşınca olayları olması gereken veçhiyle değerlendiremez, olması gereken sonuçlara ulaşamaz olduk. İmanımız bize; fikirlerimiz ile düşüncelerimiz ile söylem ve eylemlerimiz ile Kur’an’ın önüne geçilmemesi gerektiğini öğütlerken Kur’an’ı yok saymaya, indirilmemiş gibi bir bütün olarak davranmaya evrildik. Kur’an her konuda olduğu gibi fikir, düşünce, söylem ve eylem konusunda da önümüzde bulunmalıydı, önünüzde yürümeliydi. Her olayda olduğu gibi bu Epstein meselesine de Kur’an çerçevesinde bakmamız gerektiğini bilmemiz gerekiyordu.
Her konuda olduğu gibi bu Epstein dosyasına da Kur’an gözlüğü ile bakamadık. Hristiyan âleminin baktığı pencere ile yetinmeye, Siyonist Yahudilerin açtıkları kapıdan bakmaya, ateistlerin elimize tutuşturdukları ip ile tutunmaya çalıştık. Hatta ABD’ye, Yüce Allah’ın bildirdiği ayetlerden daha fazla değer vermeye başladık. İşte o zaman hem İslam âleminde hem de dünya sathında işler ters gitmeye başladı. Karamsar bir tablo çizmek istemiyorum ama etrafınıza Kur’an gözlüğü ile bakın, düzgün giden bir işin var olduğunu göremezsiniz.
İnsanlarımızın her işte olduğu gibi Hristiyanlara özellikle de Siyonist Yahudilere Kur’an’ın gözüyle bakmaları gerekiyor. Müslümanlar, İslam gözüyle bakmayı başarabilseler, söz konusu bu milletlerin ne mel’em insanlar olduklarını anlamakla kalmayacak İslam medeniyetinin ne kadar üstün, eşsiz ve mükemmel bir medeniyet olduğunun da farkına varmış olacaklardır.
“Jeffrey Edward Epstein” dosyaları birbir açılıyor. Açıldıkça da hayrete düşüyor insan. Dünya çapında üst düzey yöneticilerinin sergiledikleri ahlaksızlıklar pazara çıkarılıyor. Bu ahlaksızlıklar dünya düzenini ellerinde tutmak için koz olarak kullanılıyor. Kirli ve ahlaksız insanların kirli çamaşırları dünya sahnesinde savaşlara yol açtığını da söyleyebiliriz.
Bunlar bu dünyada açılan dosyalardan sadece birkaçı. Bir de ahiret gününde açılacak her bir insana ait dosyaları getirin gözlerinizin önüne. Her insana ait dosyaların açıldığını, gizli kapaklı bir saniyesinin bile kalmadığının görüldüğünde yer yerinden oynar, öyle değil mi? Hem de iyi kötü, küçük büyük, gizli açık, gece gündüz demeden her şeyi yazan bir defterden bahsediyorum. “Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf/49)
Şeytan eskiden işlerini kendisi yürütürdü. Ancak modern ve medeni(!) dünyada şeytan; kul ve köle edindiği kişiler aracılığıyla işlerini halletmeye çalışıyor. Epstein dosyasına baktığımız vakit şeytanın artık ihale usulü ile çalıştığını görememek kör olmanın en büyük göstergesi olacaktır.
Şeytan’dan ihale alan insanlar ve devletler; onu taşeron yapmışlar, bunu kukla olarak kullanmışlar, şuna para, silah ve her türlü lojistik destek vermişler, bunları da kul köle olarak örgüt süsü vererek yıllar boyu başımıza salmışlar… Sonra da ayak, ayak üstüne atarak “Ortadoğu’da (dünyada) kan niye dinmiyor.” diye ortalığı vaveylaya veriyorlar. Tam manasıyla şeytanlık bir iş…
Daha kötüsü nedir biliyor musunuz? Yakasını bunlara kaptıran, insanlıktan çıkmış bu şeytanlara kul köle olan kişilerin, dünya arenasında yürüyen düzenin ve intizamın olmayışından yakınıyor olmaları da son derece manidar olduğunu söyleyebilirim. Dünya düzenini önce bozacaklar, ifsada uğratacaklar, kan ve gözyaşıyla sulayacaklar ki kendi düzenlerini sürdürebilsinler, kendi borazanlarını öttürebilsinler. Unutmayın her çeşit pislik, pis yerlerde, pis insanların eliyle hayat buluyor.
Şahsen Epstein projesi İsrail’in bir numaralı projesi olduğunu söyleyebilirim. Çünkü yeryüzünde insanlıktan çıkmış, şeytanların tüm ihalelerini alarak liderliğe oynayan, her taşın altına koydukları pisliğin yegane sahibi Siyonist Yahudilerden başka bir insan topluluğunun olduğunu bilmiyorum. Bu pislik adamlar, bugünü düzenlerlerken yarının planlarını da beraberinde çizdiklerini söyleyebilirim.
İlerleyen zamanlarda işlerinin düşme ihtimali olduğunu bildikleri insanların başına bugünden bir çorap örmeye başlıyorlar. (Bu konuda Deniz Baykal’ı da düşünmedim değil) O yüzden Siyonist ve Sapkın Yahudiler, kişileri önce tuzaklarına düşürüyorlar sonra da destek vererek her alanda olduğu gibi devletlerin yönetim makamlarında da yükselmelerine yardımcı olmak adına maddi desteği esirgemiyorlar. Dünya arenasında meşhur olan ve devletlerin üst düzey makamlarına getirilen kişilere dikkatle bakın, Siyonist ve Sapkın Yahudilere göbekten bağlı olduklarını hemen fark edeceksiniz. Bu vesileyle pisliğe bulaşmış pislik kişiler, Sapkın Yahudilere yok diyebilecek gücü kendilerinde bulamıyorlar. Her türlü gayr- İslami ve gayr-i insani isteğe hemen evet diyorlar.
Şunu asla unutmayın! Dünyanın neresinde olursa olsun ortaya çıkan bir pisliğin altında mutlaka Siyonist bir Yahudi ya da onlara destek veren bir İngiliz’in olacağını gözden ırak tutmayın. Hatırlarsanız iki yıl önce NewYork’ta bir Sinagog’un altından foseptik çukurunu andıran tüneller haber bültenlerine yansımıştı. Burada her türlü pislik ayyuka çıkmıştı. Cinayetten fuhuşa, çocuk pedofilinden her türlü ahlaksızlığa kadar enva-i çeşit pislik akıyordu. Pisliğin üstü kısa sürede örtüldü. Sinagog ile ilgili olarak hiç kimse yargılanmadı hiç kimse idama da mâhkum edilmedi. Çünkü pis kokan bu foseptik tünellerin tamamı Sinagog’a çıkıyor ve bu pislikler ile ayakta duruyordu. Pislik üzere kurulmuş olan bu Sinagoga göbek bağıyla bağlı olan kurumlar bu suçlar ile ilgili her hangi bir yargılama yapmadıklarını, açtıkları dosyaları hemen kapattıklarını biliyorum.
Bu tünellerin işlevi ile Jeffrey Epstein aynı işin sağlı sollu, geceli gündüzlü görevlileri olduğunu düşünüyorum. Unutmayın, her foseptik pisliğin altında mutlaka Siyonist Yahudilerin inşa ettiği bir Sinagog vardır.
Tuvalet logarları bile bu Epstein pislikleri kadar pis ve tiksindirici koktuğunu, burun direklerini kırdığını söyleyemem.
Hemen şunu da vurgulamak durumundayım. Dünyanın her tarafında İslam’a göre yaşam sürdürmeye çalışan Müslümanların tamamının tertemiz insanlar olduğunu söyleyebilirim. Kur’an ile yol yürümek isteyen insanların (Sinagog ve Epstein gibi) pislik çukurlarına düşeceklerini hiç sanmıyorum. Şayet Epstein vak'ası halkı Müslüman olan bir ülkede, Müslümanlar eliyle vuku bulmuş olsaydı başta ABD ve İsrail olmak üzere medeni(!) geçinen ülkelerin tamamı demokrasiyi transfer etmek üzere çoktan harekete geçtiklerine şahitlik edecektik. Ancak söz konusu Siyonist Yahudilerin işledikleri pislikler olunca herkes lal, herkes kör ve herkes sağır kesiliyor.
Bağlandıkları ve sığındıkları tek argüman demokrasi. Şayet demokrasi, söylediklerine göre bu kadar iyi ve mükemmel olsaydı evvela kendi ülkelerinde ithal etmeleri ve ellerinden geldiği oranda uygulamaları gerektiğini düşünüyorum. Kendi ülkelerinde uygulamadıklarına göre söyledikleri gibi iyi olduğunu söyleyemem. Peki, yok mu ABD ve İsrail’e demokrasi götürecek bir insan, bir ülke?
Söz konusu İslam ve Müslümanlar olunca kırmızı görmüş boğaya dönen bir güruh var Dünya arenasında. Bu güruh şeytan başına... Kendilerini temize çıkarmak adına İslam’ı kötülemek, Müslümanları kötü göstermek, Kur’an’ı yok saymak, şeytanlaşmak ve şaytan gibi davranmaları gerekiyor. Bunun için de ellerinden gelenini ardına koymuyorlar. Kurdukları pislik düzenlerini sürdürmek için de başta yalan olmak üzere iftira, hile, şeytanlık, karalama, entrika, sahtekârlık, kurnazlık, desise, dalavere, düzenbazlık ve şarlatanlık gibi iş ve işlemleri çerez olarak kullanıyorlar.
Boğazına kadar pisliğe batmış bu insanların pisliğe bulaşmak istemeyen Müslümanlara karşı kullandıkları bir sözü, takındıkları bir tavrı Yüce Kitabımız şöyle dile getirdiğini buyurun beraber okuyalım; “Kavminin cevabı ise sadece, “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..” demek oldu.” (A'râf/82)
Son olarak şunu söyleyerek sözlerime son vermek istiyorum. Yapılanlar bize bir kez daha Dünya’nın İslam’a muhtaç olduğunu öğretmiş oldu.
Yorumlar
Kalan Karakter: