AK Parti Referandum
ÖZEL ŞANMED HASTANESİ
Metrolife Hastanesi

Ana Sayfa Genel Kürtçe basının acılı tarihi

Kürtçe basının acılı tarihi

Kapatılan Günlük gazetesiyle birlikte Kürt basınının ve muhalif basının acılı tarihi yeniden düşündürüyor.

Giriş Tarihi: 28 Ağustos 2014 Perşembe 19:21
Kürtçe basının acılı tarihi

İlk Kürt gazetesi 22 Nisan 1898 yılında Kürt diline ve kültürüne önemli katkıları olan Bedirxani aşiretinden Mîqdad Mîdhet Bedirxan tarafından Kürdistan adıyla Kahire’de çıkarıldıktan sonra gazetenin yaşaması için İsviçre ve Londra’da devam etmeye çalışılır. Ömürleri sürgünde geçenler ne kadar direnebilirler ki... Kürt basınının acılı ve aynı zamanda direngen tarihi tüm mazlum kültürlere örnektir de... JİYAN Suzan Samancı nın Köşe Yazısı

açılıp kapanan dergi ve gazetelerin sayısı hiçbir yere sığmayacak kadar... Yalnızca yasaklama mı? Her an basılan, mühürlenen, darmadağın edilen ve bombalan gazete büroları, kaçırılan, öldürülen gazetecileri uzaylılar öldürmedi her halde... Vaktiyle Orhan Pamuk, Latife Tekin ve Ahmet Altan Gündem gazetesine destek vermek için gazete satmışlardı. Elleri sargılı, yüzü gözü morarmış küçücük çocuklar ise “Gündem!” diye bağırarak ezberlerindeki adreslere koşuyorlardı sabahın köründe. Sadece Gündem satan çocuklar mı? Manisa’da tahtaya “Barış” yazan çocuklar işkence görmemiş miydi? Kürt illerinde öldürülen çocukları sıralamaya yürekler dayanmıyor artık...

Günlük gazetesi kapatılınca, aba altından sopa göstermelere alışkın olsak da, böylesi bir süreçte ak güvercinlerden söz edip, akbaba besleyenler bu ülkeyi karanlığa sürüklemeye ant içmiş olmalılar...

Susturulmaya çalışılan muhalif ve Kürtçe gazeteler, HEP, DEP, HADEP, DEHAP ve DTP Türkiye’nin bağrında yeşermiş ve Türkiye siyasetinin gerçek yüzü değil mi? Gerilere gitmeye gerek yok, son yirmi beş yıldır bu savaşın travmasını yaşayan insanlar için ne yapılmak isteniyor? 91’de Meclis’e giren Kürt milletvekilleri yaka paça cezaevine konulmadı mı? Bununla kalınmadı Mehmet Sincar katledildi.

Çok dinli, çok kültürlü toplumsal yapıyı reddeden sistem sorgulanmadan ve Türkiye geçmişiyle yüzleşmeden dünya siyasetinde varoluşunun peşine düşemez, sorunlarını çözemez. Gazete kapatarak, DTP temsilcilerini protokol dışında tutarak, medyada potansiyel suçlu göstermek, savaşa körükle gitmektir. Ve farksızlaşan Meclis, herkesi içine çeken şiddetten başka bir şey olabilir mi? Hükümet Kürt sorununun çözümünde ciddiyse, bu sorunun, tarihsel, sosyo-kültürel ve siyasi yönünü görmek zorundadır; çünkü birlikte yaşayabilme durumunun doğabilmesi için, PKK ve DTP’nin kabulüyle başlayacak olan somut ve hukuki değişimlerle olasıdır bu çözüm. Süren savaş, hak ihlalleri, hak taleplerini meşrulaştırıyor. Ve Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durum artık, toplumsal çöküşün işaretlerini veriyor. Bu ülke böyle mi aydınlığa çıkacak? Parlamentonun emrinde olması gereken generallerin ve bunların sivil uzantıları ve çözüm dedikleri şey, “Türkiyelilik” sözcüğüyle, anayasal güvence altına alınmayan bir tv kanalı. Hani savaş yıllarında ağızlara pelesenk olan bir deyim vardır. “Kapı çalındığında karşımızda sütçüyü görürsek savaşın bittiğine inanacağız.” Biz de gözü yaşlı analarımız ne zaman oğullarının ve eşlerinin fotoğraflarını taşımadıklarında ve gece çalınan kapıyı açtığımızda karşımızda dostlarımızı görürsek savaşın bittiğine ve de barışın sağlandığına inanacağız. İşte o zaman askerlerin varlığını hissetmeyeceğiz ve bizlere yarım yamalak demokrasi dersi verme ihtiyacı da duymayacaklar. Geri kalmış, çatışmacı ülkelerde asker varlığını hissettirir; oysa askerin yeri kışlasıdır. Ülkesinin aydınlarını ve gazetecilerini tek ayak üstünde bekletip onlara demokrasi tokadı atmak değildir.

Kapatılan Günlük gazetesi, süregelen ve ısrar edilen abuk sabuk çelişkili yasaklarla ne mesaj verilmek isteniyor? Garip yasaklara alışan bir ülke kolay değişmiyor demek ki... Öyle ya, sarı, kırmızı ve yeşil biberlerin yan yana gelmesinden cinnet geçirenler, “Kızılcıklar oldu mu derelere doldu mu?” türküsünden de korkmamış mıydılar? Şarkılardan, renklerden, dillerden ve düşüncelerden korkmakla nereye kadarTaraf
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık