AKUT
Metrolife Hastanesi

Ana Sayfa Genel Gap Gazeteciler Cemiyet Başkanı Kemal Kapak'lının Kongre konuşması

Gap Gazeteciler Cemiyet Başkanı Kemal Kapak'lının Kongre konuşması

Sayın Valim, saygı değer konuklar ve değerli meslektaşlarım, GAP Gazeteciler Cemiyeti’nin 7. Kongresine hoş geldiniz diyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Giriş Tarihi: 28 Ağustos 2014 Perşembe 19:21
Gap Gazeteciler Cemiyet Başkanı Kemal Kapak'lının Kongre konuşması

Bugün bilgi çağındayız, bilgi toplumunun bireyleriyiz.Bu itibarla,  toplumu oluşturan bireylerin en temel ihtiyaçlarının başında bilgi gelmektedir. Bilgiyi aktaran paylaştıran kitle iletişim araçları olduğu için, bu gün gerçekleşen bu kongre sadece gazetecilerin değil, tüm toplumun kongresi niteliğindedir. Bu nedenle bir kez daha hepinize; kongrenize hoş geldiniz diyorum.

İnsanoğlunun yaşanan anda olup bitenleri öğrenme merakı, haberleşme eylemini başlatmıştır. İlk insan oğluyla başlayan haberleşme eyleminin en eski, en etkin ve en yaygın aracı, yazının icadından günümüze kadar çeşitli aşamalar geçiren ve 20. Yüzyıldan itibaren 4. Güç olarak tanımlanmaya başlanan BASIN’dır.

Bugün gerek haberleşme ve gerekse basın için çok farklı tanımlar kullanılmaktadır. Bunun nedeni, teknolojik gelişmeler sonucu değişen haberleşme eylemleri ve bu haberleşmeyi sağlayan kitle iletişim araçlarının çeşitliliğidir. İletişim , yani haberleşme olgusu insanlık tarihi ile eşdeğer olmasına rağmen, modern iletişimi yazılı basının gelişmesi ve okumanın bireyselleşmesi ile başlatmak mümkündür.

Bu dönemde gelişen kitle iletişim araçları mekan farklılıklarını ve uzaklıkları yok ederek, öğrenmeyi herkes için mümkün kılan bir nitelik kazanarak kitle kültürünün gelişmesinin zeminini oluşturmuştur. Yine bu dönemde toplumsal ve siyasal hareketliliğe hız kazandıran kitle iletişim araçları , pek çok toplumda bütünleşmenin gerçekleşmesine ön ayak olmuştur. Sonuçta; dünya giderek küresel anlamda küçülmüştür.

Toplumsal, kültürel, ticari , ekonomik ve siyasal değişim ve dönüşümler medya aracılığı ile yayılmakta ve dünyayı etkilemektedir.

Sayın Valim, değerli konuklar;

İnsan haklarının evrensel bir ideoloji haline geldiği günümüzde kabul edilen bir gerçek de, kitle iletişim araçları alanındaki ileri teknolojinin bir ürünü olarak “Bilgi çağı”nın da yaşanmakta olduğudur. İnsanın en doğal hakkı olarak kabul edilen “Bilgi edinme”, diğer tüm özgürlüklerin anahtarı konumuna gelmiştir. Bunun bir parçası da şüphesiz “Basın özgürlüğü”dür ve diğer tüm özgürlüklerin esası olarak kabul edilmektedir . Toplumu ve bireyi ilgilendiren olaylardan kişileri haberdar etmek, bunun önünde engeller varsa bunları ortadan kaldırmak, çağdaş demokratik hukuk devletinin başlıca görevleri arasında sayılmaktadır.

Çağdaş, demokratik rejimlerde, yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet haline gelen basın, her dönemde vatandaşla devlet arasındaki ilişkileri düzenleyerek, bir kamu görevi yapmakta, demokrasi ve diğer özgürlüklerin korunmasında,  bunları sağlamakla yükümlü olan devlet organlarının en büyük destekçisi  olmaktadır.

Böylesine önemli bir işleve sahip olan basının bu görevini eksiksiz yerine getirebilmesi ise ancak düşünce, vicdan hürriyetinin var olduğu, düşünce ve kanaatlerin hiçbir engelle karşılaşmadan açıklanıp serbestçe yayınlanabildiği, gerçek anlamda demokrat ve demokratik bir ortamda mümkün olur. Devletin özgürlükler üzerinde belirleyici olduğu bir ortamda, basın özgürlüğü de bundan etkilenecektir. Devlet-basın ilişkilerinin hangi düzeyde olduğu sorusuna verilecek yanıt aslında o ülkede demokrasinin ne ölçüde işlediğini gösterecektir.

Haber vermek, enforme etmek bir kamu görevidir. Bu gerçeği bütün modern dünya giderek kabullenmektedir.

Basın hürriyeti olmadan , insan hürriyeti bahis konusu edilemez. Demokrasinin işlerliği kitlelerin siyasi eğitimine , onların haber alma imkanlarına ve sahip olduğu , ekonomik refah

derecesine bağlıdır.  Demokrasi ancak hür ve iyi haber alan bir kamuoyunun varlığı oranında başarılı olur.

Amerikan Yüksek Mahkeme Yargıçlarında Fleks;” basın özgürlüğü basın araçları ve basın mensupları için bir amaç değil, özgür toplumlar için bir araçtır” ifadesiyle bu gerçeği açıkça ortaya koymuştur. Ülkemizde özgür bir basında , özgür bir basın kanunundan söz etmemiz mümkün değildir.  Bir de buna yerelde , lokal uygulanan baskı ve yıldırmaları da eklediğimizde, çağdaş insanın temel gereksinimi olan özgür bilgi edinme ortamından söz etmek imkansızdır. Gazetelerin basılması, gazetecilerin telefonlarının dinlemeye alınması, ekonomik ve makamdan kaynaklanan gücün kullanılarak sağlanan otoriter baskı son dönemlerde ilimizde basın hürriyetini ve özgürlüğünü yok eden bir noktaya ulaşmıştır.  Ve adeta basın ve kamu yönetimi iki hasım gurup olmuş, kavga ortamına çekilmiştir. Bu noktada ünlü devlet adamı Churchill (Çörçil)’ın “Basınla kavga eden bir devlet adamı bilmelidir ki, halkıyla kavga ediyor” cümlesini ifade etmede yarar görüyorum.

Devlet adamları, kamu yöneticileri basınla kavga etmemeli. Ama basın ve basın mensupları da görevini tam yerine getirip, sorumluluğunu bilmelidir.

Medyanın yayınlarında toplumsal sorumluluk ilkesine göre hareket etmesi, basın ahlakı ve basın meslek ilkeleri açısından yerine getirmekle yükümlü olduğu temel görevidir.

Bu noktada basın ve gazeteci nedir? Sorularına da açıklık getirmek gereğini duyuyorum.

Gazete veya geniş tanımıyla medya nedir sorusuna çok değişik cevaplar verilebilir. Sayısız tanımlar yapılabilir. Çünkü gazete bambaşka bir şeydir

Mustafa Kemal Atatürk, “matbuat başlı başına bir kuvvet, bir mektep ve bir rehberdir” demiş.

Lenine göre ;”Gazete ihtilalin en büyük silahıdır.” 

Onun için  bir devrin aynası deyimi de kullanılır. Cevat Fehmi Başkurt Hoca’ya göre “gazete sosyal bir müessesedir.”

medyanın görevi, haber verme yoluyla öğretmek, halkı bilgilendirmek, aydınlatmak , eğlendirmek, ona yol göstermek, ilanlar aracılığıyla ekonomik faaliyete katkıda bulunmaktır.

Demokrasilerde halk gazeteye önem verir. Eğer o gazete güvenilir, doğru, dürüst gazetecilerin elindeyse , halk gazeteye bağlıdır, ama gazetede halka bağlıdır.

Aslında gazete kamuoyunu , yani halkı gitmeye hazırlandığı yola sevk edebilen önemli bir güçtür.

 Peki Gazeteci kimdir?

Gazeteci; “gerçeği arayıp ortaya çıkaran ve bunu haber yapıp halka sunan kişidir” diye tanımlanır. Gerçeği arayıp bulmak o kadar kolay mıdır? Ama şunu unutmamalı ki, gazeteci hep gerçeğin peşindedir. Hiçbir gazeteci bile bile yalan haber yazmaz. Çünkü gazeteci , “vicdani sorumluluk” duygusu çok yüksek bir mesleğin temsilcisidir.

Son söz olarak gazeteci için şunları söyleyebilirim. 35 yılı aşan meslek yaşamım sonunda iyi bir gazetecinin tanımını; “İyi gazetecilik dört farklı kaynaktan beslenir. Bunlar; yetenek , karakter, genel kültür ve mesleki bilgi “şeklinde yapmaktayım.

Dikkat edilirse, bu bileşen bir gazetecinin doğuştan gazeteci olmasını zorunlu kılmaktadır.  Çünkü; yetenek ve karakter sonradan kazanılamaz. Bu tanımdaki bir gazeteci hem kendine, hem gazetesine hem de toplumuna çok şey kazandırır. Bu Genel Kurulumuzun sonunda görev alacak arkadaşlarımızın bu niteliklerde gazete ve gazeteci oluşturma çabası içersinde olacağından emin olmanızı istiyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.

                                                                 Kemal KAPAKLI

                                                   GAP Gazeteciler Cemiyeti Başkanı

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık