Metrolife Hastanesi

Ana Sayfa Genel Cindoruk'tan Başbakan'a kartvizit

Cindoruk'tan Başbakan'a kartvizit

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk muhalefete hızlı başladı. Cindoruk, 'AK Parti' hassasiyeti gösteren Erdoğan'a da kartvizit önerisinde bulundu.

Giriş Tarihi: 28 Ağustos 2014 Perşembe 19:21
Cindoruk'tan Başbakan'a kartvizit
Whatsaap İhbar Hattı

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Başkanın, partisine “AK Parti demeyen edepsizdir” sözlerini “fevkalade ayıpladığını” belirterek, “Şöyle bir kartvizit bastıracak benim gördüğüm kadarıyla Sayın Başbakan ‘AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’. Bu kartviziti bastırdığı zaman bu ona bir kimlik kazandırır mı? O kimliği kendi kazanacaktı. Ama sadece bir etiketin kağıda dökülmesinden ibaret kalır” dedi.

DP Genel Başkanı Cindoruk, Genel İdare Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada,
Ergenekon soruşturması ve Deniz Feneri Davası’nda özellikle “milletlerarası hukuka uygunluk” vurgusu yaptı. Cindoruk, eleştiri oklarını öncelikle siyasi partilerin grup toplantılarına yöneltti. Cindoruk, bugün 4 siyasi partinin grup toplantısı yaptığına işaret ederek, “Son aylarda Türk siyasi hayatı bu gruplar arasında bir boks maçı haline geldi. Grup toplantılarında siyasi partiler genel başkanları aracılığıyla çok sakin olmayan görüşler ifade ediyorlar. Kelime oyunu yapıyorlar ve o kelimelerin üzerinde siyaset, kavramlar birbirine karışıyor buna karşın Türkiye’nin işsizlik, insan haklarına aykırılık, hukuksuzluk gibi Türkiye’nin temel meseleleri unutuluyor” diye konuştu.

-DENİZ FENERİ DAVASI: MİLLİ HUKULA MİLLİ ÜSTÜ HUKUK BULUŞMALI-

Cindoruk, konuşmasında Deniz Feneri davasına işaret ederek, hukukun ayrık milletlerarası bir alana taşındığını belirtti. Deniz Feneri Davası’nda herkesin dikkatinden kaçan bir nokta olduğunu söyleten Cindoruk, davanın temelinde Alman Devleti yargısının bir kararı olduğunu vurguladı. Cindoruk, “Bizim Anayasamızın 90. maddesine göre milli üstün hukukun getirdiği bir dava. Bu davada Alman yargısı dikkatli biçimde bir karar verdi. Bu kararın temelinde bir başka olgu var, bizim hukukumuzda var olamayan bir çözüm uygulandı. Sanıklar savcıyla pazarlık ettiler ve bu pazarlık sonucunda suçlarını kabul ederek belli ceza indirimleri sağladılar. Diğer bir değişle Alman yargısının kararında kesin hüküm sanıkların kabulleriyle ortaya çıktı. Ortada sanıkların kabul ettiği bir dava var. O muhkem hükümden bugün Türk hukuku, Türk vatandaşlarına ilişkin bir tahkikat bir takibat sürdürecektir” dedi.
Davanın “milli üstü hukukla milli hukukun” buluşması için ciddi bir örnek saydıklarını belirten Cindoruk, “Adaletli yargının nasıl sağlanacağı konusunda Türk hukuk tarihine örnek verebileceğimizi ifade ediyorum” diye konuştu.

-"RTÜK PARLAMENTONUN SİYASİ KOMİSYONUDUR"-

Deniz Feneri Davası kapsamında yargılanan RTÜK Başkanı Zait Akman’ın ise devlet memuru statüsünde olması bakımından istifa etmeye zorlanamayacağını söyleyen Cindoruk, “Ancak unutmasınlar ki bugünkü RTÜK Başkanı AKP’nin adaylığı sonucunda seçilmiş olan bir devlet görevlisidir. AKP ile, AKP’nin bir takım olgularıyla ya da kişiliğiyle bunun bağdaştırılmasında bence fazlaca bir yanlışlık yok” diye konuştu.
Yıllardır kendilerinin RTÜK uygulamasının yanlış olduğunu dile getirdiklerini belirten Cindoruk, “Partilerin kendi aralarında anlaşarak oranları nispetinde bir komisyon oluşturmaları demokratik bir olgu olmadığı gibi, RTÜK’ün kapsadığı büyük medya alanını da rahatsız edici niteliktedir. Açık söylüyorum bugünkü RTÜK parlamentonun bir siyasi komisyonudur. Bir siyasi komisyon gibi çalışmaktadır, o komisyonda kim çoğunluktaysa onun kararları egemen olmaktadır” dedi.

-TUTUKLULUK KARARLARI ÇOK ÇABUK VERİLİYOR, İTİRAZLAR ÇOK GEÇ KALDIRILIYOR-

Ergenekon Davası’na da değinen Cindoruk, bu dava için de hukuka uygunluk, milletlerarası hukukun getirdiği kurallara uyma ve sanık haklarının korunması gerektiğini söylediklerini belirtti. Aynı hakların korunması aşamasında tamamen milletlerarası hukuka uygunluğunu savunduklarını anlatan Cindoruk şunları dedi:
“Bizim tutukluluk kararlarına itirazlarımız oldu. Tutukluluk kararlarına itirazlarımızın temelinde de milletlerarası hukuk, adil yargılama ve bu adil yargılamanın bizim uygulamamıza geçmesi yatıyor. Türkiye’de üniversite profesörleri, rektörler, aydın bugün mahkemenin verdiği ara kararlarla tutuklu bulunuyor. Türkiye’de tutukluluk kararları çok çabuk veriliyor, tutukluluk karalarına itirazlar çok geç kaldırılıyor ve ya hiç kaldırılmıyor. Önemli olan milli ve milli üstü hukukta bireyin özgürlüğüdür. Birey hakkında kesin, inandırıcı kanıt olamadan özgürlüklerinden mahrum edilemez. Bu karaları veren hakim ve mahkemeler sadece milli hukukumuza değil, milletler arası hukukun kurallarına da bakmalıdır. Baştan söylediğimiz olgulara 'iktidar partisi açısından önemli bir misilleme gelmiştir' diye düşünüyorum. Bu adil yargılama isteklerimize, sanıkların çığlıklarına kulak tıkayanlar, şimdi kendileri ile ilgili bir töhmet karşısında bence bizim ne söylemek istediğimiz anlamışlardır, o insanların duydukları acıları paylaşmışlardır.”

-AKP YANDAŞ ÖZEL SEKTÖR TANZİM EDİYOR-

Cindoruk, AKP’yi “ayrışımı takviye” etmekle suçlayarak, “İktidar partisi ayrışımı özellikle siyasi iktidarının bir parçası haline getiriyor. Gerginliği de o yapıyor, halbuki iktidar partileri huzuru temsil etmelidir” dedi.
Bugün bilhassa “yandaş medya”nın yanı sıra, iktidar partisinin “yandaş özel sektör ve ya siyasi özel sektör”ü tanzim ettiğini belirten Cindoruk şöyle devam etti:
Bugünkü iktidar partisinin bence en büyük zararlardan biri budur. Banka kredileri, teşvikler, kişiye özel ihaleler bunlar birbirini takip eder biçimde sürüyor ve bunlarla ilgili iktidar partisinin de bir yalanlaması olmuyor. Bir yandaş sektör giderek büyütülüyor. Bu ticaret hayatındaki rekabetin adil olma prensibini ortadan kaldırıyor. Bir iktidar şirketi ile bir anonim şirketinin, basın organının mücadele etmesi mümkün değildir. Üstelik vergi yoluyla da yandaş medyaya olanaklar sağlarsanız başta basın alanı olmak üzere pek çok alanda devlet vergi hukukunu kullanarak bir takım enstrümanlar ortaya koymak mümkün değildir. Bu mahalle baskısından da ağır bir baskıdır, devlet baskısıdır. Bizim mücadele ettiğimiz sistem devletin otoriter monark hale gelmesidir.”

-TÜRK SİYASİ HAYATINDA OLAN HERKESİ EDEPSİZLİKTEN TENZİH EDİYORUM-

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, sözlerinin sonunda ise, Başkanın “AK Parti demeyen edepsizdir” sözlerini değerlendirdi. Başbakanı bu sözleri nedeniyle “fevkalade ayıpladığını” belirten Cindoruk, böyle bir tartışmaya siyasi hayatı boyunca hiç rastlamadığını da ifade etti. Bu kadar küçük ayrıntılardan bir büyük sonuç çıkarmanın bir “Cumhuriyet Hükümetinin Başbakanına” yakışmadığını söyleyen Cindoruk şunları kaydetti:
“Edep çok önemli kelimelidir. İnsanların haysiyetleri onurları ve dini inançları açısından temel kuraldır. O nedenle ben Sayın Başbakanın kimilerine edepsiz demesini, kimilerinin edep dışı kalacağını ifade etmesini fevkalade ayıpladığımı ifade etmek istiyorum. Hepimiz ‘müeddepiz’, eski tabirle edepliyiz. Türk siyasi hayatında olan herkesi edepsizlikten tenzih ediyorum. Üstelik o kadar küçük kelime oyunları ki bunlar, ha AK Parti demişsiziniz ha AKP demişsiniz. Bunlar siyasi hayatta insanın dilinden daima sürçü lisan ile de çıkabilecek bir takım deyimlerdir. Yarın seçmen ya AKP derse, bütün seçmenler mi edepsiz olacak. O bakımdan düşünceyi ifade ederken dilin kemiği olduğunu da söylüyorum. Şöyle bir kartvizit bastıracak benim gördüğüm kadarıyla Sayın Başbakan ‘AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’. Bu kartviziti bastırdığı zaman bu ona bir kimlik kazandırır mı? O kimliği kendi kazanacaktı. Ama sadece bir etiketin kağıda dökülmesinden ibaret kalır. Biz ona AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan demeğe devam edeceğiz, biraz unuz ama o uzunluğa dilimizin dayanmasına çalışacağız. Ama ona diyorum ki gel bu müsabakaya benzeyen kelime oyunlarından vazgeçelim işin esasına gelelim.”

ANKA

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık