Metrolife Hastanesi

Ana Sayfa Genel Başbakan'ın kahrolduğu projeler

Başbakan'ın kahrolduğu projeler

ATV'de canlı yayında mayınlı arazilerden, DTP'li Türk'le görüşmeye 500 bin kişiye iş kapısının nasıl açılacağına ve yargıdan dönen projelere açıklık getirdi.

Giriş Tarihi: 28 Ağustos 2014 Perşembe 19:21
Başbakan'ın kahrolduğu projeler
Whatsaap İhbar Hattı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mayın temizleme tartışmalarıyla ilgili olarak, ''Bizim tabii ki burada Silahlı Kuvvetlerimiz, böyle bir şeyin içine 'biz gireriz' dediği zaman biz burada hiç düşünmeyiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ATV'nin yayını AK Parti Genel Merkezi'nden yapılan ''Başbakanla Gündem'' adlı programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, Gazeteci Mehmet Barlas'ın, ''Bu kadar başarılı bir siyasetçi, her girdiği seçimde niye bu kadar sinirli? AK Parti'ye, 'AKP' diyenlere edep dışı hareket dediniz... Niye AKP'ye kızdınız, özel birine mi kızdınız? Deniz Baykal'a siz de 'sen diyorsunuz. Deniz Baykal sizden 20 yaş büyük... Niye bu kadar sinirlisiniz?'' sorusu üzerine, gülerek, ''aslında siz bunun cevabını verdiniz'' dedi.

''Aslında bir tespit yaptığını, herhangi bir kişiye karşı verilmiş bir cevap değil, tespit olduğunu'' dile getiren Erdoğan, yaptığı bu tespiti, aslında Türk Dil Kurumunun (TDK) da yaptığını belirtti.

Erdoğan, daha önce bu konuyla ilgili TDK'dan cevap istediklerini, bununla ilgili bir soru gelebileceği düşüncesiyle TDK'nın cevabını yanına aldığını kaydeden Erdoğan, AK Parti'yi kurduklarında Yargıtay Başsavcılığına  partilerinin kısaltılmış ismini de açılımını da gönderdiklerini anlattı.

Oy pusulalarında da ''AKP değil, AK Parti'' yazdığına dikkati çeken Erdoğan'ın ''Şimdi mesela sizin isminiz Mehmet. Sizin isminizi birisi çok farlı ansa'' sözleri üzerine Barlas, kendisine küçükken Mehmet yerine ''Memo'' diye seslenildiğini ve buna hiç kızmadığını belirtti. Erdoğan, bunun üzerine şöyle konuştu:

''Biz de lakap diye aramızda, halk arasında anılır, bu söylenir. Biz de çocuklarımıza, arkadaşlarımıza o lakabı takardık. Ama bir siyasi partinin tescilli bir adı varken, bu tescilli adı kullanmayan, bu süreç yeni başlamadı, bu sürecin başlaması 2002 yılındadır. 2002 yılında bir köşe yazarı bu süreci başlattı ve ''AK Partiye, (AK Parti) demeyin, (AKP) deyin'... Oradan başladı ve genişleyerek gitti.

Şimdi böyle bir tespit var. Ben burada şunu özellikle vurgulamak isterim; TDK'nın konuyla ilgili bu açıklaması bana göre çok çok önemli. O da şu; bugün TÜİK var. Açılımı nedir? Türkiye İstatistik Kurumu... Eğer biz bunu Türkiye İstatistik Kurumu olarak vereceksek, bunun kısaltılmış adının 'TİK' olması lazım ama 'TİK' Demiyoruz, aynı şekilde TÜBİTAK var. Ne ise onu kullanıyoruz.

Bizim de isteğimiz, sadece bizim açılımımız Adalet ve Kalkınma Partisidir, ama kısaltılmış adımız da AK Parti'dir ve bu tescilli adımızdır. Niçin bizim bu tescilli adımızla değil, farlı  kendinize göre belirlediğiniz bir ad ile anmak istiyorsunuz. Burada, samimi bir niyet yok. Burada istediğimiz adabı muaşerete davettir. Biliyorsunuz, adap kelimesi de edep kelimesinin çoğuludur.''

-''YARGIYA GÖTÜRMEK DURUMUNDA KALDIK''-

Bu işin üstüne gidilmese daha iyi olmaz mıydı?'' sorusu üzerine de Erdoğan, ''bizim özellikle bu konudaki vurgumuzun sebebi, bu kasıltılmış adı çok farklı şekilde açmaya başlayanlar oldu. Bu benim bu süreci başlatmamdan sonra değil, daha önce oldu ve çok çirkin bu işi açanlar oldu'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu konuları bile biz yargıya götürmek durumunda kaldık. Yargıdan da aldığımız cevaplar, ağır eleştiri. Bakın bir siyasi partiye, ağza alınmayacak, edep dışı bu ifadeleri çevirenler oluyor. Bu tür kabiliyeti olanlar var. Parlamento içinde de var, parlamento dışında da var. biz kalkıp da bunu halkımıza anlatmazsak, bunu söylemezsek, kendi partimizin adını savunmaktan aciz duruma düşeriz ki bu doğru olmaz.

Bakın Anavatan Partisi... Niye 'AVP' diye bunu hiç söylemediler. ANAP diyorlar, tescilli adı öyle de onun için...

Bakın burada kimi zaman adı oluşturan baş harfler yerine, addaki hecelerle de kısaltma yapıldığı görülmektedir' diyor. 'Kurumlar, kuruluşlar, dernekler, adlarını belirledikleri gibi, adlarının kısaltmalarını da belirleme özgürlüğüne sahiptir' bunu TKD söylüyor. Biz bu özgürlüğümüzü kullanmışız, bunu da Yargıtay Başsavcılığına tescil ettirmişiz.''

-MAYIN TEMİZLEME KONUSU-


Başbakan Erdoğan, çok tartışma yaratan mayınların temizlenmesiyle ilgili soruları yanıtlarken, bu konunun geçmişinin çok eski olduğunu ifade etti.

Kendi dönemlerinde değil, 1990'lı yıllarda başlayan bir süreç olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin Ottawa Anlaşması'na göre 2014 yılına kadar sınırlardaki mayınları temizlemesi gerektiğini anımsattı.

Erdoğan, şunları söyledi:

''Biz aslında bu anlaşmanın gereğini yapıyoruz. Bu anlaşmanın gereğini yaparken de biz burayı öyle temizleyelim ki bunun sonucunda bu bölge nasıl değerlendirilir? Şimdi yer altının değerlendirilmesi var, bir de toprak üstünün değerlendirilmesi var. Toprak üstünde de Tarım Bakanlığımızın yaptıkları çalışmalar neticesinde burada organik tarım yapılabilir tespiti var. Bu noktadan hareketle şimdi diyorlar ki 'bu ihalelerle birlikte işte petrol, maden şu bu filan... Onlar zaten verilmiş. Çoktandır orada petrol aramasını bizim kamu kuruluşumuz TPAO, özel sektör yapıyor, yabancı kuruluşlar yapıyor. Sınır boylarında zaten yapılıyor şu anda, ama bundan ya haberleri yok ya da yeni yeni bunu öğreniyorlar, ya da duyuyorlar.''

''Peki bir Türk firmasına verilemez miydi?'' sorusuna Erdoğan, ''Hayır öyle bir endişe yok zaten, tabii verilir, niye verilmesin. Yani bir başkasına verilmesi diye bir süreç yok...'' karşılığını verdi.

Kendi iktidarları döneminde ''Ordu ile bunu yapma noktasında adımlar attıklarını'' anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''O zaman biz, Kara Kuvvetlerine bunu söyledik. Dedik ki 'bu neye mal olur? bize rakam verin.' '25-30 milyon dolarla bu iş yapılır' denildi. Ödeneği ayırdık, aradan bir müddet geçti, aldığımız cevap şu; 'bunu yapamayacağız, iade ediyoruz' ve ödenek tekrar gönderildi. Ondan sonra 'ne yapalım?' diyerek oturduk konuştuk, dedik ki 'bu işi Maliye Bakanlığı yoluyla yapalım' ve Maliye Bakanlığı, o süreçte bir adım attı. Buna talip, ülke içinden çıkmadı, ülke dışından o zaman 500 milyon dolar civarında bir teklif geldi. O teklif de bize o dönemde çok yüklü bir teklif geldi. Bunun üzerinde biz, 'biraz daha çalışalım' dedik. Bu sürece gelince, yeni yeni dünyada da bazı gelişmeler var. İsmi anıldığı için mesela bunlardan bir tanesi de NAMSA... Burada böyle bir ihaleyi, sertifika noktasında kimse ona cesaret edemiyor. Yani garantörü kim olacak, kim bunun sertifikasını verecek? Yarın bu temizleme işi yapılırken ya da orada bir mayın patlaması, şu bu olursa bunun garantisini kim verecek? Bunu vermeye kimse yeltenemiyor. Bunu yapan kim? Sadece NATO yani NAMSA yapıyor. Peki NAMSA bunu nasıl temizliyor? O da taşeronlar vasıtasıyla yapıyor. Bu noktada, 'NAMSA'ya bu işi vermeyelim', böyle bir şeyimiz de yok. 'Kendi Silahlı Kuvvetlerimizle yapmayalım' diye de böyle bir yargımız kesinlikle yok. Bizim tabii ki burada Silahlı Kuvvetlerimiz, böyle bir şeyin içine 'biz gireriz' dediği zaman biz burada hiç düşünmeyiz. Ve onu kesinlikle ona yaptırırız. Nitekim, son ihalede biz hatta onu da oraya getirdik. Öyle bir hareketlenmeye girdik ki mesela iş öyle bir hareketlenme sürecine geldi ki OSTİM'de bizim sanayicimiz bir araya gelerek, 'biz Silahlı Kuvvetlere, savunma sanayine yan ürünler üretiyoruz, bunu da yaparız' dediler ve onlar da bir çalışma içine girdiler. Bakın şimdi piyasa gelişme başladı. En azından rekabet zemini oluştu.''

''Organik tarımı sadece İsrail'in yapabileceği'' görüşünün ortaya atıldığının belirtilmesi üzerine de Erdoğan, ''hiç alakası yok'' dedi.

Körfez ülkelerinden de bu noktada taliplerin olduğunu, ''temizlendikten sonra organik tarım işine girelim'' diyenlerin de bulunduğunu anlatan Erdoğan, ''Ama kendi ülkemiz içerisinde böyle bir şeye girecek olanlar olduktan sonra zaten bunu farklı bir şekilde bizim düşünmemiz mümkün değil'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ''tek dertlerinin, bu bölgenin ülkenin, milletin çıkarına en iyi şekilde kazandırılması olduğunu'' ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

''Suriye kendi sınırını temizlemiş, biz hala niçin temizlemiyoruz? Bir diğeri de bir defa bu işin içerisinde Milli Savunma Bakanlığı var, Genelkurmay Başkanlığı var, Maliye Bakanlığı var, Tarım Bakanlığı var. Bunlar müşterek yürütecekler. Bir diğer özelliği de tüm sınır boyu, 200 metre eninde güvenlik sınırıdır, bunun dışında kalan bölgede, böyle bir çalışma yapılacak. Yani o güvenlik sınırı her zaman için korunacak. Fakat İsrail'i burada ortaya atanlar, tamamen mayın temizleme üzerinden İktidarımızı vurmaya veya Partimize gölge düşürmeye, leke sürmeye gayret edenler var. Türkiye'nin bu konudaki tavrı bellidir. Şimdi aldılar özelleştirmeye götürdüler. İşte 'gittiler, şu fabrikaları sattılar, buraları böyle sattılar, bunlar elde bir şey bırakmadılar' dediler. Zerre kadar ekonomiden anlayan, zerre kadar bu ülkenin menfaatlerini düşünen, o fabrikaların nasıl zarar ettiğini, nasıl bedel ödettiğini, nasıl özel sektörle bu noktada kıyasa koyduğumuzda fiyat farklarını doğduğunu gayet iyi bilirler.... SEKA'da yaşadık aynı şeyi.''

-''DERTLEŞECEĞİZ''-

''Ottawa Anlaşmasına göre, 2014 yılına kadar mayınlar temizlenmeli. 2010 yılına kadar da depodaki mayınların imha edilmesi lazım. Genelkurmay'ın depolarında 2 milyon mayın olduğu söyleniyor. Oysa Ottawa Anlaşması'na göre bunlar yok edilmeliydi. Mesela siz bu hesabı Genelkurmay'dan soruyor musunuz?'' sorusuna Erdoğan, ''Onlarla tabii herhalde oturup konuşacağız, dertleşeceğiz'' dedi.

''NAMSA ve temizlik konusunu'', Genelkurmay Başkanı'na, ''NAMSA ve ilgililer ile bu konuyu siz de görüşün'' dediğini dile getiren Erdoğan, ''Fakat dikkat edin, muhalefet yeni bir şey söylemeye başladı, 'isterse NAMSA olsun' diyorlar. 'Biz bu işi Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz.' Niyet başka'' diye konuştu.

Ottawa Anlaşması'nın yanı sıra kendisinin de bu noktada ulusal bir yaklaşımının bulunduğunu belirten Erdoğan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde GAP'a ivme kazandırdıklarını anlattı.

Geçenlerde bölgede mayın nedeniyle yaralanan bir gurubun Ankara'ya geldiğin ifade eden Erdoğan, Suriye'nin kime ve kaç liraya mayınları temizlettiğine ilişkin soru üzerine de bu noktada bir görüşmesinin olmadığını belirtti.

''Kendi topraklarımız içinde de mayınlar sürekli döşeniyor. Mesela Tunceli'de mayın döşendiği bilgisi var mı? PKK'nın döşediği mayınların dışında kendi topraklarımızda da mayınların döşendiği söylendi...'' sözlerine Erdoğan, ''Ben onları kabullenemiyorum, bunlara inanmak da istemiyorum'' karşılığını verdi.

Hasan Bülent Karaman, son dönemde PKK ve Kürt sorununa ilişkin çözüme yönelik iddialar gündeme geldi. Herkese umut verildi. Bu adım nedir

Erdoğan, Cezaevlerinde kendi dilleri ile eşleri ve yakınları ile görüşmelerine imkan sağlayacağız. TRT Şeş yayınları 24 saat devam ediyor. Bölge ile ilgili tarihinde görmediği sosya destek gördü ve görmeye devam ediyor. Bununla birlikte devlet ilk kez bir görüş birliğinde. Kürt kökenli arkadaşlarımızın bir ayrıma uğradığını kimse söyleyemez herkes her göreve geliyor. Ancak son dönemlerde bu kullanılmaya başladı. Burda bir dağda yapı var bir de siyasi yapı var. Siyasi kalktı 15 günlük eylem erteleme kararı almakla önemli adım atmıştır diğer taraf da ilgili adım atsın açıklaması yapılıyor. Bu çok yanlıştır. Örgütle silahlı kuvvetler bunu yapamaz

Okan Müderrisoğlu DTP liderine randevu konusu neden gerçekleşmiyor

Ben randevu vermeyi düşündüm. Randevu vermeyi düşündüğüm ertesi günü 10 tane şehit verdik. böyle bir noktada randevu veremezdim. Bugün hala terör örgütünün savunuculuğu yapıyorlar. Daha sonra yeniden konuşma durumu gündeme geldi. bu kez mayından 6 şehit verdik. Konu yumuşamaya başladığı anda bir anda içerde başka sorkunlar çıkıyor.

 Tekrarlanan yerel seçimlerde alınan oylarla ilgili değerlendirme

Başbakan Erdoğan, 29 Mart seçimlerinde bizim aynı bölgede aldığımız oy oranı yüzde 37iken bugün 43dolayında CHP ise bugün yüzde 17 oy alabildi. İlçe belediyelerden 4, CHP ise 2 tane belediye alabildi. Beldeler çok küçük, CHP 8 belde aldı biz de 8 belde aldık. Neticenin toplamına baktığımızda biz yüzde 43 oy oranına yükseldik.  MHP'nin ise 14.08 CHP seçim öncesinde 29 Mart seçimlerinde 9 bakan değiştiğni ileri sürerek bu seçimlerde her bölgeye gittiler. Biz hiç bir yere gitmedik.

Okan Müderrisoğlu, IMF ile görüşmeler, hangi aşamada, daha önce zor şartlarda anlaşma yapılmasına rağmen bugün neden uzlaşma sağlanmıyor

-Ben ekonomik boyutunun risklerine katılırım, ama bizim idari yapımıza müdahale ederlerse ona müsade edemem. Gelir İdaresi'ni özel kuruluş haline getirmeye kalktılar biz buna karşı çıktık. Sonunda dediğimiz yere geldiler. Belediyelerle ilgili gelir artışı getirdik. Onlar bunu kaldırın diyorlar. Belediyeler bu ülkenin bir gerçeği nasıl gelirlerini keseriz bugün maaşını ödeyemeyen belediyeler var. Vergi SSK ödemesi yapamayan belediyeler var. IMF'e göre bu vergileri kesmemiz gerek. Bunu yaparsak belediyeler tamamen bizim üstümüze yük haline gelir. Gider azaltıcı ve gelir artırıcı tüm önlemlere varız.

Hasan Bülent Karaman Türkiye ile IMF arasındaki ilişkilerin kopması durumunda Türkiye için yıkım anlamı taşırmı ya da Türkiye IMF'ten tamamen kopunca Türkiye yola nasıl devam eder

Türkiye'nin IMF'e borcu önemli değil bunu anında öderiz. Ama IMF aynı zamanda bir akreditasyon kuruluşu. Birçok yatırımda IMF'in bir bakışı var ve bize sağlayacağı avantajlar da var. Ayrıca IMF'in uluslararası camiada farklı bir yere sahip, bizim de yerimiz belli. Bunları göremezsek kendimizi yanıltırız. Türkiye NATO'nun bir parçası oysa bugün Türkiye'nin NATO'dan çıkmasını bile isteyenler var.

 Okan Müderrisoğlu Son açıklanan teşvik paketinde illerin tespiti neye göre belirlendi

Bizim hazırladığımız son teşvik paketine yönelik olumlu değerlendirmeler. Ama buna rağmen bulundukları dereceden memnun olmayanlar var. Ancak bugün adım atanlar 2013'e kadar istediği hakkı kazanacak. Bu nedenle sivil toplum kuruluşları biran önce devreye girmesi gerekir. Dünyada finans krizi ile başlayan sürec ekonomik krize dönüştü. Biz bunun sosyal krize dönmemesi için adım atıyoruz. Sosyal kriz devamında siyasal krizler getirir. Coğrafi itibari ile Trabzon ile Muş arasında farklılık var. Muş daha avantajlı olmamasına rağmen  Muş'a tek başına kimse yatırım yapmadı.  Trabzon'un limanı ve buna bağlı olarak ulaşım avantajı var.

Okan Müderrisoğlu 500 bin kişiye iş umudu vaadi var. Bunlar nasıl gerçekleşecek Aynı anda 500 bin kişi nasıl sisteme adapte olacak.

Bu yaz bir seferberlik ilan edeceğiz. Bütün okulların badana boya işleri yaplıacak bedelleri part time full time olarak çalışanlara bedelleri ödenecek. 3 ay sonra orda çalışanlar ister devam edebilir ister yeni açılımlarda yer alabilir. Bununla biirlikte 200 bin kişiye sosyal güvcence içinde stajyer olarak çalışma imkanı sağlanacak. Biz işverenlere işveren primini biz ödeyeceğiz.  işverene bunları çalıştırma garantisi vermesini isteyeceğiz. Bunların tüm masrafını hazineden karşılayacağız. Bu konuda TOBB başta olmak üzere ilgili tüm birimlerle bunu görüştük. Bu konuda en kısa sürede gerekli adımlar atacağız.

 15 Haziran'da vergi indirim süresi doluyor süre uzayacak mı

Gerekli değerlendirmeyi yaparız gerekli görürsek süreyi uzatırız.

Mehmet Barlas Obama'nın küresel krize karşı harcadığı tablo çok büyük rakamlarda. Türkiye'nin bu iş için maliyeti nedir

Erdoğan, Bizim için bu işin maaliyeti çok büyük değil. Bizim aldığımız tedbirlerin maliyeti 250 milyon TL civarında. Bu bize çok şey de kazandıracak. Bu konu bütçenin içinde var.

ÖTV'de indirim yapılarak piyasada canlanma sağlandı vergiler yüksek olduğunu göstermiyormu

Biz vergide her alanda ciddi indirimler yaptık. İlaçta gıdada hemen her alanda indirim yaptık. Biz sürümden kazanmayı sağlamak istiyoruz. Bize kayıt dışı ekonomi diye yükleniyorlar. Bu doğru da vatandaşın durumu da malum. Vatandaş alışveriş yapıyor ama fişini almıyor. Bunu yaparak kayıt dışına çalışıyor.

Türkiye'de devletin topraktan elde edilen rant

Biz geldiğimizden buyana bu konuda en çok adım atan iktidar olduk. Gerek devlet gerek yerel yönetimler olarak adımlarımızı sürdürüyoruz. Bizim bu süre içinde özel sektöre büyük ağırlık verdik. yatırım yapacaklara arazileri ücretsiz tahsis ettik. 500 dönüm bin dönüm araziler alanlar oldu. orada çok sayıda insanımız iş buldu. Bunu devam ettirmeyi sürdüreceğiz. 81 vilayetin hepsinde bunu gerçekleştireceğiz. Turizmde benzer işler  yaptık. Hemen her bölgede turizme yönelik yatırımların önünü açtık.

Mehmet Barlas Vestel'in sahibi 800 -900 milyon dolar para verip araziyi aldı plan proje yaptı kamudan arazi aldı projeyi hazırladı ama Danıştay iptal etti ne yapıyorsunuz bu konuda

Benim yapacağım birşey yok. Ben buna üzülüyorum. Bir grup müracaat yapıyor. ve proje duruyor. İETT arazisi için yapılan ihale ve gelinen nokta ortada. Biz burda sadece bir firmayı kovmadık. diğerlerini de ürküttük.  Büyükşehir belediyesi buna dayanarak yatırımların altına girdi. O ihale gerçekleşmeyince belediye zorlanmaya başladı. İhaleyi kazanmış olan firma da durma noktasına geldi.

Mehmet Barlas Kanunları yapmak sizin elinizde iktidarsınız Youtube de bunun benzeri neden bu gerçekleşmiyor.

Biz 411 vakasını yaşamış, 367 vakasını yaşamış olan bir partiyiz. Bunun ötesinde daha söyelencek ne olabilir. Bu iş zaman alacak. Herşeyden önce kollektif aklın hakim olacağı bir dönem olması lazım. Bu kollektif aklın ülke millet için çalıştığı zaman sıçrama yaparız. Galataport olayı biliyorsunuz., Galataport bitmiş olsaydı nasıl olurdu şimdiki hali ne. Aynı zamanda bir Haydarpaşa port orda yapılacak proje gerçekleşse ne olurdu. Türkiye dünya turizmde çok önemli yerlere gerecek. Ama yaşananlar ortada. Yasalardaki gecikmelerden dolayı bizim normalde marmarayı bitiriyor olmamız lazımdı. Ama önümüze çıkarılan engeller yüzünden bunu zamanında gerçekleştiremiyoruz. Normalde şimdi 2. boğaz tüp geçişine yoğunlaşmamız gerekirken bunu yapamıyoruz. 3. köprünün gerçekleşme durumu da bu yüzden ertelenmek durumunda kalıyor. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık