ÇOK OKUNANLAR
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kılıçdaroğlu, “AYAKTA” ağlayacak
ARZU ERDOĞRAL
arzu_15@hotmail.com
Kılıçdaroğlu, “AYAKTA” ağlayacak
23 Temmuz 2010 Cuma Saat 07:23

Türkiye'yi hayretler içerisinde bırakan bir fotoğraf ve kimseyi tatmin etmeyen bir açıklama! Bu da yetmezmiş gibi dava açacağım tehdidi…

Ahh… Benim memleketim, canın çok yanıyor biliyorum!

Sadece Hakkari’de son iki yılda teröre 64 şehit verdik… Referandum sürecinde saldırıların artacağı tahmin ediliyordu ve terör azdı.

Ahh… Benim memleketim, canın çok yanıyor biliyorum!

Tamam, susuyorum, yaşanan acıların hepsini sana hatırlatıp, canını çok daha fazla sıkmayacağım ama her şeyi görmezden gelerek, Başbakan Erdoğan’ın insani olarak çok doğal sayılabilecek ağlamasına dil uzatanlar ile ilgili söyleyeceklerim var.

12 Eylül dönemi…

Kara günlerin siyah üretici firması…

Gençleri birbirine kırdıran, boyunlarına yağlı urgan geçiren kirli ellerin babası…

Ülkemi karanlığa gömen darbenin kirli sayfası…

İşte bu dönemle, 30 yıl aradan sonra hesaplaşmak için bir fırsat olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, 12 Eylül döneminde sağ ve sol görüşlü tutuklular arasından idam edilen Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu'ndan bahsederken duygusal anlar yaşadı ve gözyaşlarını tutamadı.

Vicdanını kurda kuşa yem etmemiş kim varsa o günleri tekrar hatırladı ve Erdoğan gibi gözyaşlarına hâkim olamadı.

Ama birileri gözyaşlarına bile ipotek koymaya çalıştı.

Ama asıl sıkıntı başkaydı…

Başbakan Erdoğan’ın, CHP, MHP ve BDP tabanını, 12 Eylül'de Anayasa değişikliğine "evet" oyu vermek için çağrıda bulunmasıydı…

CHP ve MHP'yi, 12 Eylül yönetiminin idam ettiği gençleri gündeme getirerek eleştirmesiydi.

Hem solcu hem de sağcı gençleri birbirinden ayırmamasıydı.

Türkeş'in, 1992'de DYP-SHP koalisyonuna, 12 Eylül Anayasasını değiştirme sözü aldığı için destek verdiğini hatırlatmasıydı.

İdam edilen ülkücü genç Mustafa Pehlivanoğlu'nun, veda mektubunda 12 Eylül yönetimi için "Allah'tan bulsunlar" yazdığını anımsatmasıydı.

“Yıllarca 12 Eylül mağduru solcuları istismar eden CHP, 12 Eylül'le yüzleşemese de biz yüzleşeceğiz. MHP, 12 Eylül'le hesaplaşamasa da biz hesaplaşacağız” demesiydi…

Hatırlamak, duymak, görmek istemeyenler için çok iticiydi o gözyaşları…

“Hayır” demenin açıklanamaz ızdırabıydı…

En acısı, 12 Eylül’den en çok çekenlerin bugünkü temsilcileri sayılabilecek olan Devlet Bahçeli, “Başbakanın ağlaması siyasi sahtekârlık ve münafıklıktır” derken Kılıçdaroğlu, “Başbakan ağlama numarası yapmasın” dedi.

Kalemini başkasına kullandıranlarda, “şimdiye kadar 12 Eylül’ü gündeme getirmedin, niye şimdi konuşuyorsun” diyor…

İnsaf yahu… Bu konuşmayı yapacak, bu konuşmayı yapıyorsa 12 Eylül’ün hesabını soracak hangi dönem vardı bu ülkede…

Darbe anayasının bir bölümünden kurtulmak için elimize ilk kez bir fırsat geçti. O da ne şartlar altında! Bunu göremeyip “Neden şimdi?” demek için ayrı bir zekâya sahip olmak gerekir herhalde…

Hiç bu denli bir değişiklik olmadığı halde, “12 Eylül Anayasası ilk kez mi değişiyor muş ki” gibi gevelemek için de ayrı bir zekâya sahip olmak gerekir herhalde…

Referandumda “evet” derlerse ne olacakmış? Bunu da sormak için ayrı bir zekâya sahip olmak gerekir herhalde…

Ve daha bir yığın saçmalıkları sormak için sizin gibi olmak gerekir herhalde!

Madem önemli bir değişiklik olmayacak neden bu kadar korkuyorsunuz o zaman söylesenize...

Ülkücü camianın önde gelen aydınlarından Mustafa Çalık, 'O Mektupta Duygulanmayan Eşektir' demiş ya…

Neyse neyse, hani bizim Gandi Kemal, daha önce tutturmuştu ya, Başbakan siperde oturdu, ben de gidip dikileceğim diye… Dediğini de yaptı hani… Kum torbaları ile aynı boyda dikiliverdi ayakta…

Şimdi derse “Ben de ağlayacağım ama ayakta” hiç şaşırmayın…

Sakın demeyin, Başbakan’da konuşmasını ayakta yaptı diye, daha önce de siperde oturmasının dışında ayakta da fotoğrafları vardı.

Gandi’ye sökmez…

O ağlarsa ayakta ağlar…

Ama bence bu sefer bir değişiklik yapsa ve uyurken ağlasa…

Yok yok…

Amuda kalkarak ağlasın…

Çok daha dikkat çekici olmaz mı ama!

Bakan Kavaf bunu siz mi söylüyorsunuz?

Kaleminin sadece kendi elinde olması ne kadar güzel… Haksızlık gördüğünde kim olursa olsun susmamak…

Sayın Bakan, “siz hangi ülkede yaşıyorsunuz?” sorusunu size soruyorum. Neden mi?

BM’de Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında 6. ülke dönem raporu, Kadın ve Aile'den Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf tarafından sunuldu ve raporun savunması yapıldı.

CEDAW üyeleri, Türkiye'de kadınların giyim kuşamına yönelik bir müdahalenin olup olmadığını sordu. Bu soru karşısında, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğu ve böyle bir zorlamanın söz konusu olamayacağı savunuldu.

Türk hükümetinin, CEDAW'a verdiği resmi raporun dışında bazı kadın kuruluşları ile derneklerince hazırlanan, toplam 6 adet gölge rapor da bu kuruluşa verildi. Türkiye'de kadın haklarının ihlalleri konusunda CEDAW'ı uyaran gölge raporlarda, yapılan ihlaller ile Türkiye'nin imzalamış olduğu sözleşmeden doğan sorumluluğunu yerine getirmediği vurgulandı.

Avukat Fatma Benli tarafından CEDAW'a sunulan ve 71 derneğin imzasını taşıyan başörtüsü ile ilgili sorunları dile getiren bu rapor, Türkiye'de kadın ve kızların başörtüsü nedeniyle uğradıkları haksızlığı anlatıyor.

Avukat Benli, Türk heyetinin resmi raporu savunmasında dile getirdiği ''Türkiye'de kadınlara giyim-kuşam konusunda bir baskı yok'' sözüne karşı çıktı.

Başörtüsü nedeniyle onbinlerce genç kızın eğitim haklarından mahrum edildiğini ifade eden Benli, kendisinin avukat olduğunu ve başörtüsü takması nedeniyle davalara giremediğini belirtti. Benli, ayrıca başı kapalı olan kadınların çalışma haklarının da ellerinden aldığını dile getirdi.

Avukat Benli'nin haklı çıkışına Bakan Kavaf ise, Türkiye'deki mevcut kanunlarda kız öğrencilerin başı kapalı olarak okullara alınmaması yönünde bir yasanın olmadığını, ancak uygulamada sorunların yaşandığını itiraf etti fakat bu konuya konuşmasında yer vermedi.

Sayın bakan, siz görmek istemeseniz de, başörtülü kız çocukları halen yasak ile karşı karşıyalar. Hiçbir çalışma hakkına sahip değiller…

Söylesenize, bir şekilde okullarını bitirmiş olsalar bile, başörtüleri ile hangi mesleği icra edebilirler!

Öğretmen, avukat, gazeteci vs…

Söyleyin biz ne kadar özgürüz hangi hakka sahibiz…

Savunma yapmayı bırakın da gereğini yapın…

Tahammül sınırlarını iyice zorlamayın!

Bilesiniz ki, ayrımcılığa uğramaktan çok sıkıldık artık!

Tayyar’dan korkmadığınızı ispatlayın!

Şamil Tayyar gazetedeki yazılarına ara vermek zorunda kaldığını açıkladı. Kendime cezaevi arıyorum derken hükümetin kendisinden korktuğunu da söyledi.

Ülkemde basın özgürlüğü olmadığını bir kez daha görmek zorunda mıydık?

Tayyar’dan korkuyorsanız, kimden korkmuyorsunuz?

Hani yasadışı her şeyin üzerine gidilecekti?

Olmadı… Bir gazeteciyi bu sözleri söylettirecek hale getirdiyseniz olmadı!

Bu yazı toplam 257 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Mehmet ÖZEKMEKCİ
YARGIDA KATILIMIN ÖNEMİ
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Merhamet amca
Av.Mehmet DİLAN
Tercihli Oy Sistemi
MAHMUT BAHÇİVAN
Anayasa Değişikliği!
YILMAZ TEKİN
MEDYA VE KÜRTLER
FATMA SİBEL YÜKSEK
Muhalefetin Gül sevgisi...
NİYAZİ KOCADAĞ
Niye okumalıyız?
Ali ÇİZMECİOĞLU
Paşa Tarkan ve Mazlumlar
HALİT ZİYA ALPTEKİN
Profesyonel kahpelik!
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,5160
EURO 1,9270
ALTIN 61,3713
İMKB 60608,08
GAZETELER
SON YORUMLAR
SİTE ANKET
Anayasa Değişikliği Olmalı mı?
Anayasa değişikliğinin kimseye bi faydası yok, siyasilerden başka.
Araştırmadım bile, hangi madde değişiyor ki?
EVET
HAYIR
KARARSIZIM
Oy Kullanmayı Düşünmüyorum