YENİ ANAYASA MADDELERİNE EVET Mİ, HAYIR MI?
Öncelikle yazıma şu sözle başlamak istiyorum. ‘Tarafsız olan bertaraf olur’ Çağımızda yaşayan bir insan, mutlaka bir tarafı tutmalı ve taraflı olduğunu göstermelidir. Korkunun ecele faydası olmadığı için, tarafsız olanlar, yaşayabileceğimiz sıkıntılardan uzak yaşayamaz. Yine bir söz vardır ‘hepimiz bir tavanın balığıyız’ Bu ülke içinde yaşayan herkes, bu ülkede alınan kararlardan sorumludur. Bunun sonucunda hep beraber ya rahat ederiz veya sıkıntıya gireriz. Aldığımız kararlarda muhakkak ki Hak ve Adalet çizgisinden dışarı çıkmamamız gerekir.
Bu anayasa 1980 yılında yapılan 12 Eylül anayasasıdır. Bu anayasa Askeri vesayet altında yapılmıştır. Bundan dolayı bu anayasayı hazırlayanlar, milletin iktidarından çok, görüntüde bir demokrasi ama uygulamada kuvvetli devletçilik prensibinden hareket ederek hazırlanmıştır. Bu anayasa hazırlanış itibarı ile, kuvvetler ayrılığı prensibinin tek bir elde dönerek toplanmasına, tek bir fikirde toplanmasına sebep olmuştur. İktidarı, bir kere ele geçiren güçler bu anayasaya göre kolayca iktidarlarını devam ettirebilirler. Hâlbuki demokrasi de farklılık esastır. Millet deneme yanılma metodu ile bir iktidarı seçer. İktidar ise millete sorumludur. Daha sonra yanlış yapanı iktidardan millet tarafından indirilir. Bu anayasa ya göre iktidarlar değişse de devleti yöneten yapılar, aynen yerinde kaldığı için değişen bir şey olmayacaktır. Bunun değişmesi için aslında, bu anayasanın toptan değiştirilmesi gerekir. Bu noktada hiç olmazsa ön çalışma olarak, demokrasinin önünü tıkayan, Milletin önünü tıkayan bazı maddelerin acilen değişmesi gerekir.
Değişmesi gereken maddelerin başında Yüksek yargıya üye seçmek gelmektedir. Birçok defalar yazmışızdır. Yüksek yargı mensupları bir devlet memurudur. Halka karşı değil de idari anlamda amirlerine sorumludurlar. Yanlış yaptıklarında ise vicdanlarına karşı sorumludurlar. Ya vicdanları yoksa böyle biri seçildiği takdirde ülkenin geleceği kararabilir. Milletin seçtiği bir partiyi anında kapatabilirler. Ülke bir anda ekonomik ve siyasi kaosa gidebilir. Bu anlamda anayasa da yapılan değişiklikler bence önemlidir. Biz, her zaman şunu söylemişizdir. ‘Millet kendini ne kadar çok ifade edebilirse, o kadar çok kendine olan güveni artar, o kadar çok üretici olur, o kadar başarılı olur.’
Bu noktada Anaysa Mahkemesinin yapısının değişmesi, olumlu bir adımdır. Anayasa mahkemesi üye sayısı ne kadar artarsa, farklı düşünceler o kadar çok ifade edilebilir. Seçme sırasında katılım farklı kurumlardan ne kadar çok olursa o kadar iyidir. Anayasa mahkemesi üye seçimlerde en önemli yanlışlık, üyelerin 65 yaşına kadar üyeliklerine devam etmeleri idi. Siz hem son sözü söyleyeceksiniz, hem de 65 yaşına kadar söyleyeceksiniz. Bu resmen padişahlıktır. Anayasa üyelerine yıl sınırlaması getirilmesidir. En önemli değişiklik ise üyelerin bir kısmını meclisin seçmesidir. Bu yasada meclise 2 üye seçme hakkının verilmesi. Üye sayısını 11 den 17 çıkması ve seçmede farklı gurupların rol alması demokrasi açısından ve bilimsel düşünce açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bu açıdan, Anayasa mahkemesinin yapısını değiştiren değişikliğin, milletin faydasına olacağını düşünüyorum.
Yine HSYK da yapılan değişikliği içeren başka bir değişiklik te, aynı özellikleri içermektedir. Bu değişiklikte gerek insanı ve gerek ahlaki açıdan incelendiği zaman olumlu sonuçlar doğuracağı bir gerçektir. Bugün HSYK hâkimler ve savcıların üzerinde demokles in kılıcı gibi durmakta, âdete onları tek bir davranışa zorlamaktadır. Bu davranışlar çoğulculuğa ve demokratik tavır a aykırıdır.
Parti kapatılmasının zorlaşması, Yüksek askeri şura kararlarına yargı yolunun açılması, çocuklara devletin daha fazla sahip çıkması, eskiden hakkında mahkeme açılanlar yurt dışına çıkamıyordu, şimdi ancak mahkeme kararı varsa yurt dışına çıkamayacak olması. Askeri yargı sivil mahkemeler yerine görev yapamaması, meclis başkanı ve kuvvet komutanlarına da yüce divan yolunun açılması, en önemlisi de sendika hakkındaki kanundur. Şu an memur sendikalarının toplu sözleşme haklarının bulunmamaktadır. Şu anda memurlar toplu görüşmelere katılıyor ama toplu sözleşme yapamıyorlar. Uzlaşma kuruluna kalan toplu görüşme sonucunda son sözü hükümet veriyordu. Bu anayasa ya göre toplu sözleşmeye hak kazanan memur, masaya oturduğu zaman daha güçlü bir şekilde oturacaktır. Uzlaşma olmasa da, uzlaşma kurulunun kararı kesin olacaktır. Son sözü hükümet yerine uzlaşma kurulu söyleyecek. Aynı maddede Emeklilerde bu memurlara verilen haklardan faydalandırılacaktır. Bu kanun ise 9 milyon emekli dul ve yetimini ilgilendirmektedir.
Tüm bu olumlu gördüğümüz, Milletin faydasına gördüğümüz değişikliklerden dolayı bu anayasa değişikliğine biz Memur Sen, Emekli Bir Sen olarak EVET Oyu veriyoruz. Bu karaları verirken hala takım tutar gibi parti tutanlar, Parti taassubu içinde kalıp ta Ak Partiye inat olsun diye Hayır oyu verenler, bize göre, milletin çıkarlarına ve kendi çıkarlarının tersine hareket etmiş olacaklardır. Ak partiye kızanlara diyorum ki, Ak partiyi beğenmeyebilirsiniz. Bu yasaların çıkması milletin menfaatinedir. Sizin menfaatinize dır. Bundan dolayı bu yasaların kabulü için EVET oyu veriniz.
Bu yazı toplam 243 defa okundu.