Allah-u Teala
insana ; duyu, duygu ve akıl vermiştir.
Duyular bildiğimiz beş duyudan
ibarettir: Görme, işitme, dokunma, koklama ve tatma;
duygu ise, modern
psikolojinin altıncı his ya da soyut duyulardan
ibarettir.
Akıl
dediğimiz şeyin mahiyeti, gerek eskiler tarafından gerekse günümüzde çok
tartışılmış olsa da üç tür fonksiyonunun olduğu genel kabul gören bir
anlayıştır.
1. Muhakeme (yargılama)
2. Muhasebe (hesabetme)
3.
Müfakere (fikretme - tefekkür etme)
Görüldüğü gibi muhakeme ve muhasebe
düşünsel faaliyet kapsamına girmez.
Çünkü ikisi de
dünyaya belli bir açıdan bakmayı gerektirir. Tabiki bu durum insanın hayatını
devam ettirebilmesi için gereklidir. Ancak, muhakeme ve muhasebe önyargılara
dayanır. (Gelincik yırtıcı bir hayvandır, öyleyse kanlı ağzını gördüğümüzde
bebeği parçalamış olduğu sonucuna varmamız kaçınılmazdır.)
Oysa olayları doğru bir şekilde anlamak ve
yorumlayabilmek için tarafsız bakmanız gereklidir. Bu da tefekkür etme ile
mümkündür. Bunu başarabildiğiniz ölçüde önyargılarınızdan
kurtulabilirsiniz.
Duyularınız ne kadar gelişmişse muhakeme
ve muhasebe yeteneğiniz de o oranda gelişir.
Duygularınızın geliştiği ölçüde de tefekkür yeteneğiniz
gelişir.
Bunu tersinden de okuyabilirsiniz.
Aklın, tefekkür fonksiyonu
çalıştıkça duygularınız gelişir.
Muhakeme ve muhasebe
fonksiyonu çalıştıkça duyularınız gelişir...
İnsanın duyularını kaybetme
ihtimali bulunduğuna göre, duygularını da kaybetme ihtimali
vardır.
Konuyu bir
örnekle somutlaştırmaya çalışalım:
Bir köyde tek başına yaşayan; çocuğu
doğmadan önce kocası ölmüş hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından
dağda yaralı bir gelinciği beslemeye başlar.Gelincik kadının
yanından bir an bile ayrılmaz .Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da bayağı
uysallaşır.Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar.Tek başına tüm zorluklara göğüs
germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.Günler geçer ve kadın birkaç
dakikalığına da olsa evden ayrı kalmak zorunda kalır.Gelincik ile
bebek evde yalnız kalmışlardır.Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir.Eve
geldiğinde gelinciği ve kanlı ağzını görür.Anne çıldırmışçasına gelinciğe
saldırı ve onu oracıkta öldürür .Tam o sırada içeriden bebek sesi duyulur.Anne
odaya yönelir ve odada beşiği,beşiğin içinde bebeği ve bebeğin yanında
parçalanmış olan yılanı görür.
Toplumumuzda yaşanan
sorunların ana nedenlerinden biri; insanların yeterli bilgiye sahip olmadan
kendince olayları yorumlamasıdır.
Hayatta hiçbir
şey göründüğü gibi ol(a)mayabilir. Öfke ve kinimizle hemen karar
vermemek lazım. Duyduklarımızın hiçbirine, gözümüzle gördüklerin yarısına
inanın. Çünkü gerçekler gözlerimizle görülse dahi öyle
ol(a)mayabilir.
Önyargısız olan
kişiler,yaşama farklı gözle bakabilen
kişilerdir
Bu yazı toplam 286 defa okundu.