ÇOK OKUNANLAR
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Muhalefetin Gül sevgisi...
FATMA SİBEL YÜKSEK
fatma23@hotmail.com
Muhalefetin Gül sevgisi...
01 Temmuz 2010 Perşembe Saat 13:15

Sen çağır-ben çağırayım, görüşecekler-görüşmeyecekler tartışmasının PKK'nın alçakça saldırılarına ve şehitlerimize ne faydası olduğunu soran yok. Kendimizi bir an şehit annesinin, babasının, kardeşi veya eşinin yerine koyup öyle düşünelim; bu seviyesiz tartışmalar bu insanların acısını daha fazla arttırmaktan başka neye yarar?

İnsanlar, teröre evlatlarını, eşlerini, canlarının bir parçasını kurban vermişler; bizimkiler hâlâ şekil şemal tartışmasında, siyaseten avantajlı pozisyona geçme telaşında.

Ayrıca bir araya gelseler ne olacak; bunu soran da yok.

Yüksek bir ihtimalle anlaşamadan ayrılacaklar, herkes kendi duruşunu daha da kemikleştirecek, partizan amigoların içi soğuyacak ve konu sıkıntısı çeken yeteneksiz yazarlara malzeme çıkacak.

Haydi illâ da görüşecekler diyelim, böyle bir durumda demokratik teammüller gereği Başbakan'ın muhalefet partilerine gitmesi daha doğrudur ama siz Erdoğan gibi bir egodan böyle bir davranış bekleyebilir misiniz?

Şöyle veya böyle taraflardan tümünün aslında böyle bir buluşmayı istedikleri anlaşılıyor. Terörle mücadele konusunda ne kadar vizyon sahibi olduklarını gösterecekler ya!

Erdoğan, duvara toslamış olan açılımı yeniden ısıtıp önümüze koyma fırsatı bulacak. "Açılımı desteksiz bırakmasaydınız böyle olmazdı” diyecek, böylece tarihe kendince bir son not düşecek.

Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal'dan ne kadar farklı olduğu konusunda giriştiği eforu biraz daha geliştirecek. "Bakın ben ne kadar da uzlaşmaya açık bir muhalefet lideriyim" demiş olacak. "Kan kanla temizlenmez" türünden ilk başta doğru gibi görünen, ancak derine inildiğinde teröristle şehitleri bir tuttuğu anlaşılan demagojik fikre ne kadar çabuk adapte olduğunu kanıtlayacak. Kendince popülerliğini arttıracak.

Devlet Bahçeli'nin Erdoğan ile görüşmek gibi bir derdi yok ama o da böyle bir ortamda en radikal söylemleri kullanma fırsatı bularak öfkesi burnunda milliyetçi kesimin desteğini garantileyecek.

Bütün bu umutsuz tablonun ortasında siyaset bir yandan kendi kozalarını örmeye devam ediyor. Örneğin, CHP ve MHP'nin Başbakan Erdoğan'ı alabildiğine yıpratma, buna karşılık Cumhurbaşkanı Gül'e barış çubuğu uzatma eğilimi gözlerden kaçmış değil.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Şemdinli olayından sonra görüştüğü Abdullah Gül ile kalıcı bir diyalog tesis etme niyetini açıkça ortaya koyuyor. Erdoğan'a, "Sen kendini Cumhurbaşkanı mı sanıyorsun" derken bile Gül'e mesaj verme kaygısı taşıdığı hissediliyor.

Devlet Bahçeli, seçilmesine ön ayak olduğu Abdullah Gül'e zaten her zaman sempati duydu, kendisini Tayyip Erdoğan'dan itinayla ayırdı. Şimdi hazır Erdoğan'ı yıpratma fırsatı çıkmışken Gül'e yönelik övgülerinin ayarını da bir hayli kaçırdı. “Cumhurbaşkanı daha soğukkanlı, daha değerli, analizci yaklaşımlarıyla dikkat çekmektedir. Liderleri Cumhurbaşkanı davet etmelidir”diyerek, Gül'e olan sempatisini adetâ kişisel hayranlık seviyesine çıkardı.

Peki muhalefet partileri bunu niçin yapıyor?

Yani, Gül konusunda alabildiğine özen gösterirken Erdoğan'ı hırpalamakta neden sakınca görmüyorlar? Kuşkusuz Erdoğan ile Gül'ün muhalefet konusundaki farklı üslûpları bu konuda etkili oluyordur. Tayyip Erdoğan, kişilik olarak diyaloğa daha kapalı, kavgaya daha yatkın bir özellik sergiliyor. Buna karşılık Gül, Bahçeli'nin dediği gibi "daha değerli, daha analizci görüşleriyle dikkat çekiyor" mu tartışılır ama en azından susuyor ve gülümsüyor.

Muhalefetin tek derdi, iki farklı kişilik arasında tercih yapmak olmasa gerek.

Acaba onlar, kaçınılmaz hâle gelecek olan bir Gül-Erdoğan savaşında erkenden pozisyon mu alıyorlar?

Tayyip Erdoğan'ın AKP üzerindeki karizmatik etkisini bilip de Gül'ü daha kolay lokma gördükleri için önce Erdoğan'ı mı güçsüz düşürmeye çalışıyorlar?

Eğer böyle bir stratejiyle hareket ediyorlarsa, seçimlerden önce ortalık çok fena şenlenecek demektir.

Tayyip Erdoğan'ın bu denklemi, içinde bulunduğu psikolojinin de etkisiyle "Gül-muhalefet işbirliği" olarak algılaması kaçınılmazdır.

İşte o noktada kılıçlar çok fena keskinleşir…

Bu yazı toplam 297 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Mehmet ÖZEKMEKCİ
YARGIDA KATILIMIN ÖNEMİ
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Merhamet amca
Av.Mehmet DİLAN
Tercihli Oy Sistemi
MAHMUT BAHÇİVAN
Anayasa Değişikliği!
YILMAZ TEKİN
MEDYA VE KÜRTLER
FATMA SİBEL YÜKSEK
Muhalefetin Gül sevgisi...
NİYAZİ KOCADAĞ
Niye okumalıyız?
Ali ÇİZMECİOĞLU
Paşa Tarkan ve Mazlumlar
HALİT ZİYA ALPTEKİN
Profesyonel kahpelik!
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,5160
EURO 1,9270
ALTIN 61,3713
İMKB 60608,08
GAZETELER
SON YORUMLAR
SİTE ANKET
Anayasa Değişikliği Olmalı mı?
Anayasa değişikliğinin kimseye bi faydası yok, siyasilerden başka.
Araştırmadım bile, hangi madde değişiyor ki?
EVET
HAYIR
KARARSIZIM
Oy Kullanmayı Düşünmüyorum