ÇOK OKUNANLAR
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Trabzonspor sahasında “Sessuzluk”, yurdum insanında derin “sessizlik!...”
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
Trabzonspor sahasında “Sessuzluk”, yurdum insanında derin “sessizlik!...”
28 Temmuz 2010 Çarşamba Saat 12:15

Trabzonspor sahasında “Sessuzluk”, yurdum insanında derin “sessizlik!...”

 

Kabullenemediğimiz, hatta isyan noktasına geldiğimiz durum, “sessizlik!”

Konuya bir fıkra ile girelim…

Trabzonspor amigosu Temel, maçtan önce sahaya çıkıyor…

Görevi malum, seyirciyi en iyi şekilde coşturacak…

Ağzında megafon, seyircilere çağrı yapıyor:

“Uşaklar dinleyun penu!.. Sağ elimu havaya kaldirinca bütün dribun “yaşa” diye pağaracak. Sol elimu kaldirdiğimda “Trabzon” diye pağaracak. İki elimu aynu anda havaya kaldirinca “sessuzlukolacak, tamam mı…”

Tribün hep birlikte Temel’e yanıt veriyor; “Tamammm!”

 

Temel başlıyor önce sağ elini sonra sol elini kaldırarak seyirciyi coşturmaya… Yeteri kadar tezahürat yaptırdığına kanaat getirdikten sonra, tezahürata ara vermek için, iki elini havaya kaldırıp aşağıya indiriyor…

Tribündekiler hep birlikte tempo halinde başlıyorlar bağırmaya.

“Sessuzluk!... Sessuzluk!.. Sessuzluk!...”

 

*** 

 

Ortada kahredici bir sessizlik var!..

Herkes susuyor. Konuşanlar (yazanlar) belli kişiler ve kesimler…

2007 seçiminden sonra, AKP ülkenin ve milletin büyük sıkıntılarına derman olacak, neredeyse tek bir icraatta bulunmadı…

 

Yatıyoruz kalkıyoruz Ergenekon, balyoz, kafes, ıslak imza, anayasa değişikliği, referandum vs…

Ülkede başka iş yapılmaz mı Allah aşkına?

Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, sendikacılar, subaylar, suçlu suçsuz pek çok vatandaş içerde!

Kimin gerçek suçlu, kimin kurunun yanında yanan yaş olduğu belli değil…

 

Son olarak içlerinde emekli ve muvazzaf generallerin de bulunduğu 102 subayın tutuklanması kararı; hem vicdanları isyan ettirdi, hem de kafaları fena halde karıştırdı…

Adamları İki kez tutukla, iki kez serbest bırak, sonra bir kez daha tutukla(!)  Nasıl iştir anlamak olanaklı değil!..

 

Darbe yapmakla suçlanan komutanlar ve subaylar, üstlerinin haberi olmadan hükümeti yıkmak gibi bir faaliyetin içerisinde nasıl olabilmişler (!)?

Bunların üstleri, eğer iddialar doğruysa nasıl komutanlık yapmışlar(!)?

 

Dönemlerinde darbe girişimleri olduğu iddia edilen, iki Emekli Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt, iddia edilen darbe girişimlerinden niçin haberdar olmamışlar?

Emirleri altında ki generaller darbe faaliyeti içerisinde, hükümeti devirmek için gizli faaliyetler içindeler(!) onların bunlardan haberleri yok.

 

Şu soru, daha doğrusu isyan, kaç yüz kere yazıldı ama tek ses yok…

Niçin bu iki emekli Genel Kurmay Başkanı hakkında soruşturma açılmıyor ve mahkeme önüne çıkarılmıyor…

 

Her şeye laf yetiştiren Başbakan, bu konudaki sorulara ve sağduyulu vicdanlardaki isyana, neden değinmiyor ve Deniz Feneri davasında olduğu gibi bu zamana kadar tek söz etmiyor?

 

“Ben kasaptaki ete soğan doğramam” diyen Hilmi Bey; Emekli Genel Kurmay Başkanı olarak, ülkede yer yerinden oynuyor, olanı biteni uzaktan sessizce izliyor. Yaşar Bey, ayni şekilde tatillerde keyif çatıyor, Fenerbahçe maçlarında tribünlerde oturduğu yerden tuttuğu takım adına basına gözü yaşlı fotoğraflar veriyor (!)

 

Orgeneral İlker Başbuğ’un görevi ne?

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı değil mi?

İlker Bey olan bitenlerden rahatsız olmuyor mu?

102 muvazzaf ve emekli general ve subay tutuklanıyor, millet neler oluyor diye hop oturuyor hop kalkıyor, İlker Başbuğ’dan görevdeki Genel Kurmay Başkanı olarak tek ses yok…

 

Şahsı adına kendisini sorguluyor mu, böyle bir durumda ben ne yapmalıyım diye… Vatan haini konumuna sokulan(!) komutanlardan Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan getiren askeri ekibin başında ki komutan Engin Alan’ın eşi sonunda dayanamadı patladı,  TSK’nın başında bulunanları ve İlker Beyi suçladı.

“Siz komutanlarınıza (subaylarınıza) neden sahip çıkmıyorsunuz” diye…

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu büyük bir suçlamada bulundu. Görevden ayrıldıktan sonra, altına AKP hükümeti tarafından zırhlı ve pahalı bir araba çekilen emekli Genel Kurmay Başkanı Yaşar Bey için…

Yenilir yutulur cinsten değil.

Büyükanıt ile Erdoğan çıkar işbirliği yaptı.”

Bu ağır suçlamaya karşı her iki tarafın da sessiz kalmış olması neyin ifadesidir, “Sessizlik” yani sukut ikrardan mı geliyor…

 

Laik, demokrat, Atatürkçü kesimde, bol bol vatan millet nutukları var ama elle tutulur icraat yok. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sonunda uyarmak zorunda kaldı. “Kalkın şu içki masalarından, halkın içine girin. Ramazan’da içkiden uzak durun…” Bunlar normalde söylenecek sözler mi? Ancak, gidişat öylesine raydan çıkmış ve laçkalaşmış ki, Sayın Kılıçdaroğlu duruma müdahale etme gereği duydu…

 

Örgütlenmiş yobaz takımı ve çıkarcı AKP yandaşları; internet sitelerinde yazı yazmakta olan Atatürkçü yazarların yazılarına, “organize” yorumlar yaparak sindirmek, yıpratmak ve gözdağı vermek için her türlü edepsiz ve plânlı saldırıyı yapıyorlar. Tablo böyleyken, lafla vatanı kurtaran laik demokratlar ve sözde Atatürkçülerden tek ses ve yorum yok. Ne var? Sadece “Sessizlik.” Tribünde kuzu kuzu oturup, sahadaki hayati maçı sessiz sedasız seyretmek(!) Bir de parmağını taşın altına sokmadan, uzaktan ahkâm kesmek…

 

Sonuç:

 

Gençler sizlere sesleniyoruz.

Bizler belli yaşlara ulaşmış kimseleriz.

Bugün varız yarın yokuz. Ulu Önder Atatürk’ten miras bu vatan sizlere emanet. Var oluş davanıza içtenlikle ve “cesaretle” sahip çıkmazsanız, yakın gelecekte “esaretle” yaşamaya mahkûm olacaksınız!

 

Türkiye hızla kuşatılıyor!

Dış güçler, içerideki işbirlikçiler sayesinde emperyalist emellerine ulaşmak üzereler. Tarikatçı, şeriatçı yobaz takımı ve “din sömürücüleri”, ülkenin omurgasına “kene” gibi yerleşmiş durumdalar!

 

Bir kez daha anımsatıyoruz…

“Basra harap olmadan” uyanın!..

Sessiz ve tavırsız kalmayın!

Uyanışınız “hayır”lara vesile olacaktır.

Tarih 12 Eylül 2010.

Referandum oylamasında ilk “hayır”lı uyanışınızın günü, ülkenin uçurumun kenarından dönüş tarihi olacaktır…

“Hayır da hayır vardır!...

Unutmayın…

 

BURHAN ÖZBEY

 

 

 

 

Bu yazı toplam 148 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Mehmet ÖZEKMEKCİ
YARGIDA KATILIMIN ÖNEMİ
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Merhamet amca
Av.Mehmet DİLAN
Tercihli Oy Sistemi
MAHMUT BAHÇİVAN
Anayasa Değişikliği!
YILMAZ TEKİN
MEDYA VE KÜRTLER
FATMA SİBEL YÜKSEK
Muhalefetin Gül sevgisi...
NİYAZİ KOCADAĞ
Niye okumalıyız?
Ali ÇİZMECİOĞLU
Paşa Tarkan ve Mazlumlar
HALİT ZİYA ALPTEKİN
Profesyonel kahpelik!
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,5160
EURO 1,9270
ALTIN 61,3713
İMKB 60608,08
GAZETELER
SON YORUMLAR
SİTE ANKET
Anayasa Değişikliği Olmalı mı?
Anayasa değişikliğinin kimseye bi faydası yok, siyasilerden başka.
Araştırmadım bile, hangi madde değişiyor ki?
EVET
HAYIR
KARARSIZIM
Oy Kullanmayı Düşünmüyorum